Çip

(Mart 21, 2020 baytarisak.blogspot.com)

undefined

Yeni Corona Virüsü’nün hangi yüzeyde ne kadar yaşadığı tam olarak bilinmiyor.
Sağlık Bilimleri üzerinde çalışan MedRXiv platformunda yayınlanan bir çalışmaya göre virüs; havada 3, bakırda 4, kartonda 24, plastik ve paslanmaz çelik üzerinde ise 72 saate kadar yaşayabiliyor.
Bu veriler doğru ise ki bence doğru, virüsü fiziki engellerle durdurabilmek imkansız.

Veriler online yayınlanıyor.
An itibarıyla (21 Mart, 15:12) tüm dünyada teşhis konulmuş enfekte insan sayısı; 278 bin 136.
Hastalığa yakalananların 89 bin 259’u iyileşmiş, 11 bin 570’i yaşamını kaybetmiş.
Yaklaşık 3 ayın tespit edilmiş bilançosu bu.
Enfekte olmuş insanların temas ettiği kişileri, malları, ambalajları, ortamları hayal edin.
Acaba kaçımıza bulaşmıştır?
Ya da bulaşmadığı kaç kişi kalmıştır?
Uzmanlar her yerde söylüyor; “bu virüs herkese bulaşacak.”
Tıpkı diğer virüsler gibi bununla da yaşamayı insanlık öğrenecek.
Herkes tedbir alsın almalı, tamam.
Ama paranoyanın alemi yok.   
Bütün dünyanın ve sağlık sisteminin tek gündemi Yeni Corona.
Panik ataklar, obsesifler, kanserliler, kronik hastalıkları bulunanlar …
İkinci sınıf hasta gibiler.
Diğer hastalar ölmüyor mu?
Onlarla ilgili veriler de her gün, her saat, her an paylaşılsa yaşamakta olduğumuz travmanın benzerini yaşamaz mıyız?
Yaşarız.
Hem de buz gibi.  
Mevcut gündem yönetiminin sosyal maliyeti bir süre sonra dikkat çekecektir.
İlk mağdurların sosyal bakımdan da yaşlılar olduğu ise kesinleşti.
İtalya’dan gelen veriler, riskin en yüksek olduğu kitlenin yaşlılar olduğunu gösteriyor.
Bu bilgi üzerine ülkemizdeki yaşlılar linç yemeye başladı.
Kimi belediye güya ironi yapıyor; evinin önünü kazmaktan bahsediyor.
Kimi bankları kaldırıyor.
Sokağa çıkan yaşlılara, yürüyen virüsmüş gibi bakılıyor.
Lince uğramaktan korkan çok sayıda yaşlı, kapısının önüne çıkmaya korkuyor.
Onları ölüm yalnızlığına hapsetmenin maliyeti, kimsenin umurunda değil.
Maalesef dünyayı, gardiyanı Yeni Corona olan bir hapishaneye dönüştürdük.
Herkes yaşananları sorguluyor.
Yine herkes sorguladığı kadar çekiniyor.
İnanmadığı kadar korkuyor.
Beyni ve bedeni ayrı hareket eden bir organizma gibiyiz.
Fiziken görünmüyor ama sanırım zihin altımızda çipler çalışıyor.
Kontrolümüz dışımızda.
28 Şubat sürecinde Türkiye’de yaşadığımız Akşam 9 Nümayişi’ni; en çok mağduru olanlar tekrar ediyor.
Kimin için kime karşı?
Gerekçesi olmayan bu davranışı nasıl normal karşılayacağız?
Gürültü yaptığımızda sağlıkçılar güçlenecek, virüsler korkup kaçacak mı?
Yeni Corona’ın varlığından çok üzerine boca edilen gündem ölümcül.
Varlığına karşı dikkatli olduğumuz kadar gündemine karşı da dikkatli olmazsak; dikkatli olmamızı gerektirecek bir şey kalmayacak.
Vesselam.

Yorum bırakın