Kehanet

(Mart 26, 2020 baytarisak.blogspot.com)

undefined

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

Lûgat, bir isim ver bana halimden;

Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden;
Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?”
Necip Fazıl Kısakürek

Hayalle hakikat, gerçekle kurgu, yalanla doğru, sözle laf, bakmakla görmek…
Pek çok kavram sınırlarını kaybetti.
Salgınından sonrası olursa, her şeyin yerli yerine oturması hayli zaman alacak.
Darmadağın olan bin katrilyonluk puzzle yeniden kurulacak.
Bunu ön görmek hiç zor değil. 
Virüs çıktı çıkalı eskiden yapılmış bir takım kurgular, salgının da kurgu olabileceği imasıyla gündeme getirildi.
Bir dizi, iki sinema filmi, iki kitap bugünlerden bahsetmiş.
Güney Kore yapımı My Secret Terrius dizisinin 10. bölümünün konusu Corona Virüs.
Yapım yılı 2018. Senaryoya göre üzerinde oynanmış virüsün hedefi bulaştığı insanların %90’ını öldürmek.

5 Dakika içinde bulaştığı insanın ciğerlerine saldırıyor.
İki günden on dört güne kadar olan kuluçka süresi var.
Tedavisi ve aşısı yok.
2001 yapımı Contagion (Salgın) filmi solunum yoluyla bulaşan ölümcül bir virüs salgınını konu alıyor.
Salgın nedeniyle Şikago karantinaya alınıyor.
Warner Bross yapımı, yönetmeni Steven Sodarbergh
2003 yapımı The Flue (Virüs) filmi de havadan bulaşan bir virüs salgınını konu alıyor.
Virüs hızla bulaşıyor, bulaştığı yerler karantinaya alınıyor.
Olay Çin’de geçiyor.  
Yapımcısı iLoveCinema, yönetmeni Sang-Soo Kim.
2008 yılında yazılan End of The Days (Kıyamet) kitabı kurguda fena değil. 
Kitap iki yazarlı.
Silvia Browne ve Lindsay Harrison. 
Şöyle diyorlar: “2020’lerde, akciğerleri ve bronşları ciddi oranda etkileyen, tedaviye ise zalimce direnen zatürre benzeri bir hastalığın patlaması nedeniyle ortalıkta ameliyat maskeleri ve plastik eldivenlerle dolaşan çok daha fazla insan göreceğiz.
Hastalık hakkında kafa karıştırıcı olan şey ise; bir kış boyunca müthiş bir paniğe yol açtıktan sonra, on yıl içerisinde hem sebeplerini hem de tedavisini gizemli bırakarak tamamen ortadan kaybolması olacak.”
1981’de yayınlanan The Eyes of Darkness (Karanlığın Gözleri) kitabı da bugünlerden haber veriyor.
Yazarı Dean R. Koontz Kitaba göre Çin Komünist Partisi Wuhan yakınındaki labaratuvarlarda Wuhan-400 adlı virüsü geliştirir.
Virüs sadece insan bedenini etkileyen mükemmel bir biyolojik silahtır.
Hiç biri George Orwel’in 1984 Romanının yanına yaklaşamaz.
Elde olandan başa gelecekleri kurma çabası yine de alkışlanabilir.
Salgında kurgularına medet uman çok ama bence salgının kendisinde kurgu yok.
Corona Virüs 60’ların sonunda keşfedilmiş.
Çeşitli formlarda solunum yolu hastalıklarına neden olduğu biliniyor. Bugünkinin farkı mutasyona uğramış yeni versiyon olması.
Dolayısıyla keşif tarihinden sonra yazılanlara kehanet değil kurgu demek daha doğru. 
Virüs sonrası ne olur?
Elde olan ipuçlarından çok sayıda kurgu yapılabilir.
Hadi yapalım.
Büyük kalabalıkları buluşturan mekanlar cazibesini yitirecek.
2030 yılına kadar bu yapıların en az yüzde ellisi terkedilecek, ardından yıkılacak.
Şehir merkezleri nefes alacak.
Spor müsabakalarını yerinde takip eden insan sayısı azalacak.
Spor tutkunları artırılmış gerçeklikle bulundukları yerde müsabakaların heyecanını yaşayacak.
Seyircilerin tepkileri sanal tribünden sahaya ve yayına yansıyacak.
On yıla kadar fiziki üretimin tamamı robotlar tarafından yapılacak.
Robotlar telif ve kiralama hukuku üzerinden çalışacaklar, mülkiyetleri olmayacak.
Ekonominin en önemli gündemi; insanları meşgul etmek ve robotları vergilendirmek olacak.
Beş yıl içinde Kültür sanat üretim ve tüketimi mevcudun en az on katı artacak.
Sanatsal kabiliyetler statü ve yaşam şartlarını belirleyen asli varlığa dönecek.
Kültür mikro anlamlarıyla ülkelerin kaderini belirleyecek.
Bildiğimiz devlet, bildiğimiz vatandaş, bildiğimiz demokrasinin ömrü  on yıla kadar tamamen bitecek.
Ekonominin hakimleri devletin de hakimleri olacak.
Karizmatik liderler değil karizmatik kadrolar oylanacak.
Meclis toplantıları temsilciler üzerinden değil doğrudan yapılacak.
Virüsler hem sanal hem reel dünyanın silahları olarak gelişecekler.
Nükleer silahlar 10 yıla kadar imha edilecek.
Ülkeler arasında biyolojik ve dijital silahlardan arındırma anlaşmaları yapılacak.
Sanal dünyada kurulan ülkeler arası paktlar ülkeler ve kıtaların yeni sınırları olacak.
Üç vakte kadar cinsiyetsiz toplum iddia ve gayretleri rafa kalkacak.
Doğan görünümlü Şahinler gibi ara cinsiyetin devri bitecek.
Gay ve lezbiyenler; insan doğasını bozanlar olarak tükenmeye yüz tutacaklar.
Müslümanlar, Hristiyanlar, Museviler dünyanın her yerine büyük bir tebliğ seferine çıkacaklar.
Boş zaman bu seferin asıl müşevviki olacak.
Hidayete erdirilen her insan büyük bir fetih sayılacak; tebliğ ve tebliğcilerin like’ları artacak. 
Corona19 Salgını nedeniyle alınan tedbirlerin etkileri, salgından yıllar sonra dahi devam edecek.
Hali hazırda tatil edilen yüzbinlerce işletmenin en az yüzde kırkı bir daha açılmayacak.
Normal yaşantısı devam ederken birdenbire olağanüstü şartlarla yaşamaya başlayan çocukların yüzde ellisi çeşitli düzeylerde obsesif olacak bir o kadarı da travma sonrası stres bozukluğu yaşayacak.
“Benim bedenim benim kararım” bu kolaycılık rafa kalkacak.
Önce milletler sonra bütün insanlık, bireysel tercihleri insan hakkı olmaktan çıkaracak.
Bireyi sınırlandıran tasarrufların genel bir meşruiyeti olacak.
Sade yaşamak gerçek bir ideale dönüşecek.
Köylerde bacalar yeniden tütecek.
Japonya’daki cinsellik barındırmayan evlilikler dünyaya yayılacak.
Birbirine temastan kaçınan insanlar gayri meşru ilişkilerden de kaçınacak.
Tüp bebek üremede sanal ilişki cinsellikte yükselen fenomen olacak.
Çalışmak, okumak, eğitim, öğretim uzaktan makbul olacak.
Trafik hareketliliğinin %50’sini gezmek, görmek isteyenler oluşturacak.
Kalabalık turistik destinasyonlar cazibesini kaybedecek, turizm düşük yoğunluklu olarak kürenin tamamına yayılacak.
Virüs salgınından sonra yapılan bilimsel çalışmalar; salgının dolaylı etkilerinin doğrudan etkilerinden daha ölümcül olduğunu ortaya koyacak.
Kanser, AIDS, intihar gibi ölüm sebeplerinin bu süreçte %30 daha fazla can aldığı tespit edilecek.
Bu da son olsun; yüz yıl bitmeden hepimiz ölmüş olacağız.
Bazılarımız Korona’dan… 

Yorum bırakın