
İspanya’nın Katalonya bölgesinin Figueres kentinde, Avukat ve Noter olan Salvador Dali i Cusi ile muhtemelen ev hanımı olan Felipa Domenech Ferres ‘in ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.
Ortalamanın üzerinde zengin, yaşam şartları iyi, varoluş bilgisine kendince yol bulmuş bir aileydi, ailesi.
Annesi ve babası varlık mayası çaldı üzerine.
Kendinden önce, ölen kardeşi olanların yaşadığı dramı, eşsiz bir şiddette yaşadı.
Sadece bir ölü kardeş meselesi de değildi uğrağı.
Anne ve baba ölen çocuklarının reenkarnesi kabul ettiler, çocuğu.
Aslında o, yoktu.
Ölen çocuğa beden olmuştu, o kadar.
Yaşamadığı kabul edildiğinden, bir isim bile verilmemişti.
Çağrıldığı isim Salvador, ölen çocuğun adıydı.
Odada, salonda, mutfakta, yatakta, sokakta; hep ve sadece kardeşi vardı.
Öldüğü halde ölmeyen biri olarak sevildi, kucaklandı.
5 yaşında, mevzuyu kavradığında, sarsıldı.
Durumu, küçük gözlerinin içine baka baka, anne babası anlatmıştı.
Bir ölünün can verdiği insan olma fikrini, hiç sevmedi, hiç kabullenmedi.
Bir ömürlük savaşı, o gün yaşadığı sarsıntıyla birlikte başladı.
Kendisi olarak var olmak için büyük bir taarruz başlattı.
Anne babası bu tutumunu nasıl karşıladı bilmiyoruz.
Lakin yaşarken kendine, başka bir gezegen kurmayı başardı.
Bu dünyadan çekilip gittiğinde, gezegeninin, dünyamıza nazır müthiş bir manzarası olduğunu herkes kabul ediyordu.
Deli. Dahi. Dali. Entelektüel dünyaya; insanın yeryüzü hikayesine eşsiz bir kaynak bıraktı.
KENDİSİ OLARAK DOĞMAK
25 yaşına kadar karşı cinse bir ilgi duymadı.
Bunun nedeni korku ya da nefretti.
Karşı cins cinsellik; cinsellik çocuk; çocuk ölü; ölü de kendisiydi.
Ancak 25’inde değişti bu durum.
Çocuklu bir kadına aşık oldu.
Onunla evlendi.
Kadın, tek sığınağıydı.
48 yıl kadın erkek ilişkisi başta, bildiğimiz evlilikten çok farklı bir ilişki yaşadı.
Kadın öldüğünde, onun defnedildiği mekanda yaşamaya çalıştı.
Gala’da aradığı kadınlık değildi.
Kendisi olarak doğmak, olmak, sevilmek tek emeliydi.
Şöyle diyordu: “Gala beni evlat edindi. Ben onun yeni doğan çocuğu, oğlu, sevgilisiydim. Gala benden ölümün etkilerini söküp attı. Delirmememin nedeni, deliliğimi onun üstlenmesidir.”
Salvador Dali, fırtınalı hayatına büyük bir hikaye sığdırdı.
Sekreterine maaş olarak verdiği; restoran hesaplarını öderken hesap pusulasına çizdiği resimler bile, paha biçilemez zenginlikler olarak değerlenmeye devam ediyor.
Mücadelesini de anlatan 1500 resim bıraktı geride.
Ancak öldüğünde, kendisi olarak doğdu.
Sanat, toplum, sanat endüstrisi, kendisi olmak için katlandıkları … Delirten dünyası, dehası… Artjurnal DALİ’nin hikayesini kısa bir film olarak yayınladı.
Film, kendisi olmak için deliren, delirdiği için kendisi olan bir dehanın hikayesini özetle anlatıyor.
Bir göz atın derim:
