
Pazarı pazartesine bağlayan gece saat 00:30 dolaylarında, Twitter’da gördüm. Global Call diye bir çağrı, #HelpTurkey gündem başlığı eşliğinde inanılmaz bir hızla yayılıyordu. İlk gördüğümde 400 K dolaylarındaydı, biraz inceleyeyim derken 600 K falan oldu. Her halinden cin işi, şeytan işi olduğu belliydi. Türkiye’yi aciz, çaresiz, uluslararası yardım talebini bile kendisi yapamayacak, dış müdahaleye hazır bir ülke, bir devlet olarak konumluyorlardı. Türkiye’den ünlülerin hesapları da ateşe odun taşıma görevini ifa ediyordu. “Global Call denilen çağrıyı başlatanlarla yangınları başlatanların aynı kişiler olduğunu görürseniz, şaşırmayın.” Diye yazdım. @bizimiklim
Kendilerine “Ateşin Çocukları” adını veren terörist organizasyon aynı saatte TT’deydi. Türkiye’yi yakmayı misyon edindiklerini, yangınları çıkarttıklarını açıklamışlar, gündemde kendilerine yer bulmuşlardı. Saat 01:24’te gündeme baktığımda #helpturkey gündemi altında 1,67 Mn tweet vardı hemen altında, ikinci sırada #AtesinCocuklari gündemine 59,9 B tweet atılmıştı. “Birinci gündemin en önemli misyonu ikinci sıradakini gündemden düşürmek. AB açıklamasında da ifade edildiği gibi zaten Türkiye uluslararası kuruluşlarla irtibat halinde. Gönderileceği ifade edilen bu uçağın da bu gündem çalışmasıyla uzaktan yakından ilgisi yok.” Diye yazdım. Zira bazıları, #HepTurkey çağrısından sonra, AB’nin yardım gönderme kararı aldığını iddia ediyordu.
Gönüllü olanlar bir yana ünlülerin büyük bir baskıya maruz kaldığını, Pazartesi ve Salı günü anladık. Şehrazat, Nilgün Belgün, Mehmet Ali Erbil ve Nilüfer, kendilerinden istenildiği gibi hareket etmediklerinden, bir güruhun lincine uğradılar. Listelerden çıkarmalar, boykotlar, küfürler, hakaretler… biri bin para yaptırımlara maruz bırakıldılar. Nasıl yaptılarsa, Nilüfer geri adım attı. “Üzdük, üzüldük”… afedersiniz falan diye açıklama yaptı kadın.
Bir süre sonra Türkiye’den katılanların iki güruh olduğu anlaşıldı. Bir kısmı gerçekten iyi niyetle ırmağa girmiş akıntıya kapılmıştı. Bir kısmı şeytani operasyonun Türkiye’deki cinleriydi. Bunlar kim? Sanatçılara, ünlülere kim o tweetleri attırdıysa, kim atmayanları dar ağacında sallandırdıysa onlar. Operasyonu tebrik etmek lazım, akıntıya çektiklerinin büyük kısmı; bizim yüzmemiz böyle diyerek suda kaldı. Bazıları da ayinde kendini buldu.
Marc Orwen Jones isimli; Ortadoğu, Körfez, Dijital Otoriterlik konularında uzman bir Twitter kullancısı 2 Ağustos’ta; olayın bir cin işi, şeytan işi olduğunu, aptalın anlayacağı şekilde kanıtlarıyla hesabında anlattı. @marcowenjones hesabından takip edebilirsiniz. Robot hesaplar, yurt dışı lokasyonlar… oyunlar, oyunlar… Nasıl bir güçse devasa bir Click Farm kurmuşlar, yumurtasız tavukları kümese doldurmuşlar.
Ateşin Çocukları bu pisliğin altında kayboldu ama onların kokusunu bu pislik bile bastıramaz. Ünlülerin; içlerinde kahramanlar da, saflar da var hainler de var; neyi gerçekten iyi yapıyorlarsa, sadece o taraflarına bakın. Çok bilmişlerinden birinin söylediği gibi bazılarında;“Se sürülecek akıl yoktur” emin olun.
Şüphesiz, bu kötücül organizasyonun yaptığında bir akıl var. Başaramayacak olsalar bile vatandaşın aklını iğdiş etmek istiyorlar. Türkiye’nin surlarında büyüklüğü ne olursa olsun gedikler açmaya gayret ediyorlar. Recep Tayyip Erdoğan’ın tırnağına çizik atsalar kendilerini karlı kabul ediyorlar. Onlar öyle.
Biz biz olalım, Twitter’da her gördüğümüz hesaba, her gördüğümüz gündeme, saf sucuk dalmayalım. Her kayığa binmeyelim. Şeytan kayıkları sosyal medyada cirit atıyor.
Vesselam.
