Korona’yla Birkaç Gün

Pozitifim
Başımı bedenime sonradan yapıştırılmış bir yük gibi hissedince test yaptırdım. Tedbirlere azami riayet ederek önce işyerine gittim. Duramayınca eve döndüm. Bir odada kendimi izole ettim. Perşembeydi.
Testi 11:00 sularında yaptırmıştım. Arka odada yarı uyanık uzanmıştım. Öğleden sonra telefonda tir tir titremeye başlayınca, anladım, pozitifim.

Sistem tıkır tıkır
Sağlık Bakanlığı’nın sistemi tıkır tıkır işliyordu. Pozitif olduğum bilgisini, benimle ilgilenecek sağlık çalışanını, izolasyon sürecinde yapılması gerekenleri, bu sırada bir sıkıntım olursa online sağlık hizmetine nasıl ulaşacağımı mesajla bildirdiler.
İlk aramasına cevap veremediğim 312 kodlu numara tekrar aradı. Mesajlarda özetle verilen bilgileri açıklayıp, tercihe bırakılmış Koronaya özel ilacı isteyip istemediğimi sordu? Kullanmam gereken ilacı söyleyip, bağışıklık sistemini diri tutacak önerilerde bulundu.
Tevafuk aynı gün Almanyada yaşayan ağabeyim Ahmet Baydaroğlu’na da Covid – 19 teşhisi konulmuş. Alman Sağlık sistemi 7. gün henüz iletişim kurmamıştı. Bunlar aramaz. “Bir şey değil, ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyordu. Musibet öğretici.

Ders zilleri
Cuma günü haberlerde, Kovid testi negatife dönen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Çamlıca Camii’nde gördüm. İlaç gibi geldi.
Evin bir tarafı ilkokula diğer tarafı ortaokula komşu. Ortaokul tarafında izolasyonum. Çocuk sesleri hayatın neşesi. Ders zilleri ne güzel olmuş.
Cumartesi balkona çıktım. Ortaokulda sınav var herhalde. Bankta bir abla huşu içinde dua ediyordu. Huzurda olduğunu bilmek, servet.

Herkesin yeterince Koronası var
Haydar Dümen’in Koronadan öldüğünü yazdı gazeteler. Rahmetli 92 yaşındaymış. Her ölümün bir sebebi var. Hangisi olunca normal karşılıyoruz ki?!
Sevdiğim bir dostum yazdı: Koşuyolu’na taşınmışsınız?! Doğru, 10 yıl oldu diye cevapladım. Mesajla biraz sohbet ettik. Selam. Kelam. Ne ona ne bilmeyen kimseye Koronamı ilan etmedim. Herkesin yeterince Koronası var zaten.

Birkaç film ve Huzur
Tinder Avcısı’nı seyrettim. Değerlerini kaybeden insanın aptallaştığının resmi olmuş. Hakimleri, savcıları, doktorları, akademisyenleri sazan balığı gibi oltayla yakalayan dolandırıcılık metodları, her yerde herkese işliyor.
Joker’i izledim. Hayatının ölümünden daha anlamlı olmadığını düşünen, modernitenin çocuklarının varlıklarını ispatlamak ve göstermek için ölümü hayattan daha istenilir kılan yönelimlerine ışık tutmuş. Gözlerim kamaştı. Ürkütücü.
Kulüp’e baktım. İmparatorluk sonrası için 100 yıllık bir helalleşme listesinin başına, gayri müslim azınlıkları da yazmak lazım. Teknik, oyunculuklar, dönem efekti çok iyi kotarılmış. Ecnebi kanalıyla da olsa yüzleşmeye yakınlaşmak iyi. Riyakar helalleşme laflarından daha samimi.
Sosyal İkilemi seyrettim. Ropörtajlarından birinde: “Yalan gerçekten 6 kat daha fazla ilgi görüyor, bu yüzden sosyal medya şirketleri yalanı daha çok öne çıkarıyorlar. Daha karlı. Ayrıca doğru, sıkıcı” minvalinde konuşuyordu. Geç olmadan bu büyüden tamamen çıkmalıyım. Büyülenmeyenleri uyandıracaklara şiddetle ihtiyaç var. Seyretmediyseniz, tavsiye ederim.

Epeydir elimde çile çeken Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, yolda olmanın varmaktan önemli olduğunu te’yid eden; huzursuzluklar resmi geçidini; “Huzur”unu bitirdim. En güzel yanı İstanbul’du.

Öyle
Hurdebini bir mikroba, her mikroba karşı insan hala çaresiz, bakmayın yeryüzünde kurumlanarak yürüdüğüne.
Nemrud’un burnundan giren sinek, insanı öldürecek kadar güçlü.
Korona’nın yayılma haritası bile meçhul, karakalem çizilmiş turistik haritalar bile daha tutarlı.
Yer altına damıtılan yaratılmışlar olmasa, insanlığın gaz lambası yakacak kudreti yok.
“Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin sınırlarını aşıp öteye geçebilirseniz haydi geçin! Ama (tarafımızdan verilmiş) bir güç olmadıkça geçemezsiniz.” diyor Allah. İşittim, iman ettim, itaat ettim.
En yakınınızda olanların kadrini bilin. “Ben yanarım balama balam yanar balasına.” sağlıkta biliyor, hastalıkta yaşıyorsun. İyi günde kötü günde yanında yakını var insanın. Çay çorba, sohbet muhabbet, kellepaça içli köfte de cabası… Böyle geldi, böyle gidecek.
Geçmiş olsun diye arayanlara neşeyle cevap verdim. Parol kadar etkili. Psikolojik pozitif olanlara da iyi geliyor. Gerçi onlar, test sonuçları negatif çıkınca iyileşiveriyorlar.

7 Gün mü 7. Gün mü?
Bu süreçte saçlarım inanılmaz döküldü. Gözüme çarpanlardan ufak bir halı örülebilir, o derece. Neden olabilir diye bakınırken, Kovid olanların %25’inde saç dökülmesi yaşandığını öğrendim. Geçince, 3 aya geçiyormuş. Öyle diyorlar.
Pazartesi test yaptırmaya gittim. Barkod alıp sıraya giriyor, numune veriyorsun. Hastaya düşen bu kadar. Asıl işi devlet yapıyor, faturayı devlet ödüyor. Çok kalabalıktı. Hem Kovid hem Kovid kaygısı çıldırmış olmalı. İsteğe bağlı teste şimdi daha karşıyım. Pozitif bildirimi, terhis günü, askerliğin iki gün uzaması gibi geldi.
7 gün mü 7. gün mü sorusu da cevabını buldu. 7 gün. Beklemek ağır yük. Sonuçta ilk iki gün biraz sarsıldım ardından hafif atlattım. Bazıları için Parol’la geçen bazıları için ölüm kalım mücadelesi olan bu hastalık garip. Yakalananlara geçmiş olsun. Allah herkese sağlık versin.

Korona’yla Birkaç Gün” üzerine 2 yorum

  1. Allah şifa versin. Sağlığınıza kavuşmanıza sevindim. Film tavsiyelerinizi alıyorum yazıyorum bir kenara abi. 🙂
    Rabbim, sağlık, sıhhat versin.
    Hürmet ve saygılarımı sunuyorum.

    Beğen

Yorum bırakın