Ne Gelebilen Olur İstanbul’a Ne İstanbul’dan Gidebilen

Twitter ve Instagram hesaplarımı telefondan sildim. Gerektiğinde bilgisayardan bakıyorum. Yine de telefon kullanma sürem yeterince düşmedi. Günde yaklaşık 4-4,5 saat aktif kullanımım var. Oysa o kadar kullanmıyorum. Yarısından fazlası navigasyon. Evle iş yerimin mesafesi yaklaşık 20 kilometre. Bu mesafeyi 1, 1,5 saatte ancak gidiyorum. Aynı süreyi dönüşte de harcıyorum. Ve hep navigasyonum açık oluyor. Daha az trafik için varlığından bile haberdar olmadığım caddelerden, sokaklardan geçiyorum. Hepsi tıklım tıklım. Bazıları daha az tıklım tıklım. Navigasyon oralardan yol bulmaya çalışıyor.

Yağmur düşmeyegörsün, facia. Fenerbahçe stadyumunda maç mı var, felaket. Bir AVM kampanya mı yapmış, otur çekirdek çitle. Okul girişi. Okul çıkışı. Mesai başlangıcı. Paydos saati. Yollarda kilitlenip kalmanın her saat bir sebebi var. Allah göstermesin olağanüstü bir durum olsa yollarda telef olmak işten bile değil. Olağan akışta bile park etmek, yol bulmak için insanların eli tetikte, levyede, beyzbol sopasında. Her kesin ağzı yanardağ krateri gibi zaten açık.

Depreme karşı hazırlık için herkes kentsel dönüşümden bahsediyor. Deprem güvenli ev öncelikli gündem. Olabiliyorsa olsun.
Yalnız, acilen ve öncelikle akan bir trafiğe ihtiyaç var. Şehrin göbeğindeki stadyumları taşıyarak, AVMleri yerleşimin seyrek olduğu yerlere sürerek, yoğun istihdam gerektiren iş kollarını çeperlere yayarak bir başlangıç yapılabilir. Konut ve işyerlerine otopark zorunluluğu getirerek, yol ağını çevreye de yayarak, metro hatlarını kılcal damarlar gibi ücralara ulaştırarak adım atılabilir. Bunları öngörmeyen kentsel dönüşümleri ! engelleyerek ilerlenebilir.
Aksi halde, İstanbul içimizde yaşayan bir ölüye, içimiz İstanbul’da bir sürüngen olmaya hüküm giymiş durumda.

#trafik #istanbul #kentseldönüşüm #deprem #avm #stadyum

Yorum bırakın