Bu Siyasi İnşaatın Dayanımı Fazla Olmaz

Velalet Siyaseti Türkiye’de olmuyor.
Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü örneğinde olmadı.
Milli Şef ve Ebedi Şef neredeyse birbirinin canına kıyacaktı.
Rivayetler öyle diyor.
Süleyman Demirel ve Tansu Çiller de benzer bir süreç yaşadılar.
Turgut Özal ve Mesut Yılmaz tecrübesi evlere şenlikti.
Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu hikayesinde acıklı son yaşandı.
Türkiye’nin yaşadığı bu deneyimlerde; partisini emanet edip Cumhurbaşkanı olan kahramanlar söz konusu.
Vekil atayanlar daha üst makamda oldukları halde, vekalet siyasetini işletemediler.

Bugünlerde Türkiye Siyasetinin başı vekalet siyasetiyle yine dertte.
Özgür Özel, vekil CHP Genel Başkanı olarak mührü elinde tutuyor.
Ekrem İmamoğlu mührü tutan eli tutuyor.
İkisi arasında meseleler baş göstermeye başladı.
İyi Partiye yönelik siyaset. İzmir ve Aydın adayları. İstanbul belediye başkan adayları…
Tartışmanın biri bitmeden diğeri başlıyor.
Parti fokur fokur kaynıyor.
Medyaya her gün yeni bir tartışma yansıyor.

Ekrem İmamoğlu, tevazu maskesi altında müthiş bir kibir taşıyor.
Ben, ben, ben… her kurduğu cümlenin, her yaptığı işin gizli öznesi.
CHP’yi Özgür Özel’e bırakmayacak kadar kendi mülkü olarak görüyor.
Temel atmama töreni, aramızda kalsın, Cumhurbaşkanı yardımcısı afişleri…
Pek çok işi ters tuttuğu gibi bu ters işi dahi tersten tutuyor.
Daha önce yaşadığımız vesayet siyaseti örneklerinde, üst makama geçen partiyi birine emanet ediyor, ondan bağlılık bekliyordu.
İmamoğlu, belediye başkanlarından bir belediye başkanı olarak, CHP’nin bütün belediye başkanlarının patronu olan genel başkandan kendisine bağlılık bekliyor.
Temeliyle çatısı yer değiştirmiş bir siyasi mimariye imza atmaya çalışıyor.
Yaptığı inşaatları bilmiyorum ama bu siyasi inşaatın dayanımı çok fazla olmaz.
Sarsıntı yorgunu olarak mutlaka yıkılır.
Kimse hesap sormak için İmamoğlu’nu aramaz, CHP enkazının altında “ben”i de kalır.

#ÖzgürÖzel #Ekremİmamoğlu #CHP #VekaletSiyaseti

Yorum bırakın