31 Mart 2024 – 3
Oxford Sözlüğü İstatistiği: “Vergi, yargı, sanayi ve tarım üretimleri, nüfus, hastalık vb. gibi belli alanlardaki bilgileri, olguları, bir sonuç çıkarmak amacıyla, yöntemli bir biçimde toplayıp sayılar halinde gösterme işi.” diye tanımlıyor.

Neden?
Geleceğe dair öngörülerde bulunmak, daha iyi yönetmek, daha etkin çözümler geliştirmek için.
Kamuoyu araştırmacıları ölçülebilir her konuda veriler topluyorlar.
Politika ve stratejiler için istatistik dayanaklar oluşturuyorlar.
Siyasi projeksiyonlar için de bu çalışmalardan faydalanılıyor.
Bir nevi hava tahmin raporu çıkarıyorlar.
Ona göre tedbirinizi alıyor, ona göre yola çıkıyor, ona göre mesajınızı biçimlendiriyorsunuz.
Türk Siyasi tarihinde araştırmaları gerçek anlamda popüler hale getiren lider şüphesiz Recep Tayyip Erdoğan.
Strateji ve eylemlerini, araştırmalardan elde edilen veriler üzerine inşaa ederek çok büyük başarılara imza attı.
Fakat son birkaç seçimdir kamuoyu araştırmacıları bütün Türkiye’yi fena halde yanıltıyorlar.
Muhtemelen gerekli şartları yerine getirmeden araştırma yapıyorlar.
Recep Tayyip Erdoğan’ı da boşluğa düşürüyorlar.
31 Mart 2024 seçimleri hakkında çok sayıda araştırma yapıldı.
Neredeyse tamamı sonuçları tahmin etmekten çok uzak kaldı.
CATI denilen bir yöntem moda oldu, bilgisayar destekli telefon anketi.
Anketler çoğunlukla böyle yapılıyor.
Kotaları dikkate alarak doğru sonuçlar vermeye çalışıyorlar ama doğru gitmeyen bir şeyler var.
3000 kişilik bir ankette kotayı yakalamak için yaklaşık 15.000 görüşme yapıyorlar.
12.000 kişi o veya bu gerekçeyle araştırmaya katılmıyor.
Bulduklarıyla yapıyorlar.
Dolayısıyla örneklemi temsil eden, bulduklarının 5 katı denek veri vermekten çekiniyor.
Herkesin buldukları gibi olduğu ön kabulünden hareket ediyorlar.
Hiç de öyle olmuyor.
Yanlış sonucu suskun toplum fenomeni de fena halde besliyor.
İnsanlar artık çok fazla konuşmuyor.
İfade etmek istediklerini kendilerini temsil eden içeriklerle ifade ediyorlar.
Kendilerine hitap eden içeriklerle hayatlarına biçim veriyorlar.
Kendilerini özdeşleştirdikleri eylemler var.
Özlem duydukları hareketler, sözler var.
Aktör olmama konforunu tercih edenler gittikçe artıyor.
İletişim kurmak istediklerinde, iletişimin etkin bir tarafı olmadan ilişki kuruyorlar.
Oyun karakterleri, reels videoları, interaktif bir etkinlik sırasındaki mesajlaşmalar… daha revaçta.
Ne düşündüklerini bilmek konuştuklarına kulak kabartmakla mümkün değil.
Neye tıkladıkları, neyi izledikleri, neyi araştırdıkları, neyi yorumladıkları, neye dislike attıkları artık daha önemli.
Ekrem İmamoğlu seçim sürecinde, evinden çıkarken, programını yaparken, seçim otobüsünde… kurgu olmadığı düşünülen çok sayıda videoyla konuşmayanları çoğunlukta olan kitleyle iletişim kurdu.
Kitle içeriğin bir parçasına dönüştü.
Sevindi, üzüldü, kızdı, heyecanlandı.
Açıkhava görsellerinde, ilanlarda da aynı metodu kullandı.
Bana göre plastik bir karakter. Ama bu karakteri herkesin empati kurduğu gerçek bir karaktere dönüştürmeyi başardı.
Buna karşılık Murat Kurum kurgu videoların gerçek olmayan karakterine dönüştü.
Konuşmayanlar kamuoyu araştırmacılarını yanılttılar.
Kendi beklentisinin bile çok ötesinde İmamoğlu’na yöneldiler.
