Gazze Şeridi 360 kilometrekare. Beykoz’dan biraz büyük. Çatalca’nın üçte biri kadar. 76 yıllık vahşi katliamlara rağmen nüfusu yaklaşık 2 milyon.
Gazzeliler insan olamaz. Öldürüldükçe diriliyorlar.

Dünyanın en zalim orduları dünyanın en vahşi silahlarıyla saldırdığı halde yaşam neşelerini koruyorlar. Düşmanı can evinden vuruyorlar.
Yıkılmış bir evin kalıntıları üzerinde tahtta oturur gibi oturuyorlar. Bir damla suyla ilişkileri suya “abı hayat” anlamını yeniden kazandırıyor.
İşkencelerden geçerken işkencecilerine acıyarak onları cezalandırıyorlar. Hz. Meryem gibi Zekeriya A.S. gibi mucizeleri azık ediniyorlar.
Şartlar her ne olursa olsun Allah’tan başka kimseye minnet etmiyorlar. Allah kelamını dillerinden düşürmüyorlar. Çaresiz acizler gibi isyan etmiyorlar üzerlerine yağan bombaları çaresiz bırakıyorlar.
Annesiz, babasız, evlatsız kalanları kimsesiz bırakmıyorlar. Yoka yakın varlıklarını paylaşmaktan imtina etmiyorlar. Çelik canavarlar zoruyla oradan oraya sürülüyorlar. Gazze’den vazgeçmiyorlar. Vatanlarını terk etmiyorlar.
Şehadeti gerçekten şerbet biliyorlar. Düşmanın hayasız kurşunlarına karşı kendilerini savunuyor ama şehadetten kaçmıyorlar. Üzülüyorlar, hüzünleniyorlar ama ah vah edip kendilerini yerden yere vurmuyorlar. Ahirete bu dünyadan daha çok inanıyorlar…
Modern insanın yitiği, yeryüzünde insana dair ne iyilik varsa onlarda var.
Gazzeliler insan olamaz, yeryüzüne tebliğe gönderilmiş melek gibiler.
Gazzeliler 76 yıllık İsrail vahşetine yine bir Gazze duruşuyla karşılık veriyorlar. Çelikten İsrail Katliam Ordusu; Amerikan Donanması, İngiliz Donanması, Kanada, Alman, Fransız güçleri bilmem ne modern bela varsa üstlerine çullanan hepsini çaresiz bıraktılar. Tereddütsüz tebliğlerini yaptılar, yapıyorlar.
Ölerek ya da neşeyle, yaralanarak ya da Filistin marşları eşliğinde dans ederek her halleriyle insanlığı insanlığa çağırıyorlar. Bu Gazze’nin tebliğinin Asr-ı Saadeti olsa gerek.
Gazze’nin tebliği bütün dünyada yankı buluyor. Ehli kitap ya da kitapsız, sarı saç mavi gözlü ya da kıvırcık saç siyah tenli, çekik gözlü yaşlı ya da elinde içki şişesiyle evsiz, ateist, deist, panteist… insanlar yönünü Gazze’ye, Gazze’nin sözüne çevirdiler.
Dünyanın her tarafında Filistin Bayrağı dalgalanıyor. Gazze duruşuyla asaletle, nezaketle, inançla, cesaretle insanlar Filistin davasıyla insanlığa uyanıyorlar. Üniversiteler, olimpiyat pistleri, futbol sahaları, konser sahneleri, ödül törenleri… Filistin Bayrağı, Kefiye dünyayı sarıyor, Filistin marşları insanlık marşları oluyor.
Ve Gazzeliler Zalim Dünya Sistemi’nin maskesini düşürdüler. Zalimliklerini saklayacakları bir ağaç gölgesi bile bırakmadılar barbarlara.
Kendilerini yeryüzünün tanrıları olarak gören sömürü sisteminin ağababalarının yeryüzünde fesat çıkaran şeytanlar olduğunu insanlık bu sayede öğrendi.
Bu onlar için bir son olacak. İmparatorluklar nasıl bittiyse bu zalim sistem de Gazze sayesinde öyle bitecek.
Gazzeliler, şeytanları yenen melekler olarak tarihe yazılacaklar.
