Ne söylense boş. Her söz boşluğu şeklen dolduracak çer çöpten ibaret. Bütün masumluğuyla Narin katledildi. Faillere ceza olarak idamdan başkası yakışmaz. O da sadece gerek şart olur, yeter şart olmaz. Herkes yaşamını sorgulamalı. Hayat durmalı. Düşünen insan başkaca bir şey düşünmemeli. Narin’e kıyan şehvet sanık sandalyesine çıkarılmalı. İtibar şehveti midir, intikam şehveti midir, kuduruk bir cinsel şehvet midir? Her neyse her boyutuyla ipe çekilmeli.

Öyle olmuyor. Çoğumuz masumun naaşını başka bir hırsını tatmin etmek için kullanıyor. Siyasi intikamı için araçsallaştırıyor. Merakı için araçsallaştırıyor. Kafatastçılığı için araçsallaştırıyor. İdeolojisi için araçsallaştırıyor. Rating için araçsallaştırıyor. Like almak için araçsallaştırıyor. Hakikati bilmek ve gereğini yapmak… Çok da tın! Seviyesinde. Psikologlar, sosyologlar, entelektüeller yok ortada. İnsanlığa karşı işlenen suçları bir oyun anlatırmış gibi zaman zaman sırıtarak anlatanlar var ortada. Çocuğu gerçek hedefleri için kullanmakta tatmin olduklarında konuyu olduğu yerde bırakıp gidecekler, maalesef görünen o.
Bunu da nereden çıkarıyorum ! Tekirdağ’da Narin’le aynı dönemde bir çocuk daha zalimliğe maruz kaldı. Sıla. Şiddet görmüş. Tecavüze uğramış. Yaşam mücadelesi oyun bahçesinde değil yoğun bakımda. 2 yaşında ya hu. Narin vakasında gördüğümüz teyakkuzu bu vaka için gördünüz mü? Ben görmedim. Araçsallaştırılacak yönleri muhtemelen daha az olduğu için görmedik.
İki çocuğun yaşadığını yarıştırmıyorum. İki çocuğun yaşadığı karşısındaki iki yüzlülüğe dikkat çekmek istiyorum. Gerçek bir sorgulama olmadığı gibi gerçekten sorumluluk hissetmediğimiz kanaatindeyim. Cahiliye devrinde çocuklarını diri diri gömenlerin modern çağda (!) hayatını devam ettirme lüksüne son verme gayretinin olmadığını düşünüyorum. Arabesk parçalardan alıntılar yapıp “batsın bu dünya” diyerek kurtulmak mümkün değil. Ölen çocuklar çağın vicdanının öldüğünü gösteriyor. Ne kadar muzdaribiz ! Kesinlikle yeteri kadar değil.
Narin, Sıla… Gazzeli çocuklar ürettiğimiz modern canavarın dişleri arasında ölüyorlar ve biz ilgi çekici bir gösteri gibi seyrediyoruz. Dişi kan görmüş ve gördüğü ilgiyle gösterisini daha da ileri taşıyan canavar korkarım ki daha da azgınlaşacak. Korkarım ki; “Demek ki olabiliyormuş” diyen canavarlaşmış insanlar dahasını yapacaklar. Bütün yol ve yöntemlerini de bu pornografik süreç yaklaşımında öğreniyorlar. Çocuk katliamına yaklaşımımız böyle devam ederse şuurumuz açık kabusumuz derinleşecek. Bu gidişle “Ölmek” vicdanı olanların yegane duası olacak.
