“Tüm saygılarını kötülere ve adaletsiz davrananlara yöneltecekler”
Altın çağ. Altın ütopya. Her derde deva.
Yüzyıllardır insanları peşinde koşturuyor.
Bazı Amerikalılar, Altın Çağlarının Trump’la başladığına inanıyor.

100 Dolar Trump
İki temsilciler meclisi üyesi “Altın Çağ 2025 Yasa Tasarısı”nı hazırlamış.
Meclise sunulan tasarının temel önerisi, altın çağın altın lideri Trump’ın resmini 100 dolarlık banknotların üzerine basmak.
Kısmetse 2028’de sayın Trump’ın resimleri 100 dolarlık banknotlarla birlikte dünyanın her köşesinde olacak.
Ama Herkes Onunla Savaşmıyor
Trump’ın yönetim tarzı Yunan Mitolojisindeki tanrılara benziyor.
Seçilmiş bir başkandan çok tanrısal niteliklerle donatılmış bir monark gibi davranıyor.
Neron’un, Stalin’in, Musolini’nin… Hitlerin bile gıptayla seyredeceği bir tarzı, bir cesareti var.
Herkesle savaşıyor. Ama herkes onunla savaşmıyor. Kendisi hariç herkes bunun farkında.
Bir Kırma
Bir yapay zeka aracına; “bir alegori yapacak olsak Trump hangi Yunan tanrısına benziyor?” diye sordum.
Cevabı aynen alıntılıyorum: “Donald Trump’ı bir Yunan tanrısıyla özdeşleştirecek olursak, en yakın benzerlik Zeus ile olabilir. Zeus, göklerin ve Olimpos’un kralı olarak güçlü, otoriter ve zaman zaman kaprisli bir figürdür. Aynı zamanda büyük bir egoya, gösterişe ve liderlik iddiasına sahiptir. Trump’ın da güçlü bir otorite figürü olarak kendini konumlandırması, popülist ve sansasyonel çıkışları, büyük özgüveni ve zaman zaman öngörülemez tavırları Zeus ile benzerlik gösterir.
Ancak, Poseidon ile de bir paralellik kurulabilir. Poseidon hırslı, öfkeli ve inatçı bir tanrı olarak bilinir; kırıldığında ya da meydan okunduğunda büyük fırtınalar koparır. Trump’ın zaman zaman saldırgan söylemleri ve sert tepkileri, özellikle muhaliflerine ve medyaya yönelik tavırları, Poseidon’un mitolojideki öfkeli doğasını anımsatabilir.
Sonuç olarak, Trump’ı Zeus’un otoriterliği ve gösterişçiliğiyle, Poseidon’un hiddetli ve intikamcı tarafını birleştiren bir figür olarak düşünebiliriz.”
Bu analize dayanarak Trump bir Zeus ya da Poseidon kırmasıdır, diyebiliriz.
“Küresel köy”den sonra arz-ı endam etmeye başlayan “küresel yaban”ın tanrı kralıdır kendisi. Yabanda kırım çok olur lakin, Kral kırılıncaya kadar “yaşasın kral” denilecek.
Altın çağ diyorlar ya, aslında gözlerine ve gözümüze sıvadıklarından başka bir şey yok ortada.
İlham aldıkları kaynaklar da altın çağ değil yıkım çağı vadediyor dünyaya.
Altın çağ ve diğer çağlar
Altın Çağ kavramını zannımca Hesiodos’tan (M.Ö. 8. yy) devşiriyorlar.
İşler ve Günler eserinde geçiyor.
Geçtiği yerden başlayarak okuyalım.
Satırların sonunda bizi getirdikleri yeri de görmüş oluruz böylece.
“Kronos göklerin hakimiyken ölümüler altından yaratıldı.
İnsanların hiçbir sıkıntıları yoktu, aynı tanrılar gibi.
Acıları, dertleri yoktu, uğursuz yaşlılık da gelmiyordu.
Kollarıyla bacakları aynı gençliklerindeki gibiydi.
Sofralarında keyiflenip duruyorlardı.
Ölümleri tatlı bir uyku gibiydi.
Dünyadaki her şey insanlara aitti.
Topraktan bir sürü şey alınıyor
İnsanlar da tarlalarında oturup
Bunlardan faydalanarak yaşıyorlardı.
İnsanlar ölmeye başladıklarında
Ve toprağa karıştıklarında
Zeus’un isteğiyle iyi bir cine dönüştüler.
Toprakları ve
Yaşayan insanları koruyorlardı.
Böylece güzel bir ün kazanmışlardı.
Ardından Olimpos’ta oturanlar tarafından ikinci çağ,
Yani gümüşten olanı yaratıldı.
Vücutları ve akılları altın soydan gelenlerden
Çok farklıydı
Çocuklar yüz sene boyunca çocuk kalıyorlardı.
Annelerinin yanlarında evde çocukluklarını yaşıyorlar
Büyüdüklerindeyse
Aynı rahatları devam etmiyordu.
Rahat durmamaları ve çılgınlıkları yüzünden
Bir sürü sıkıntıya girdiler.
Ölümsüzlere saygı göstermediler, tapınaklara gitmediler.
Ama yapmaları gereken bu değildi.
Kronos’un oğlu Zeus gümüş soydan gelenlere kızdı.
Onları toprağa gömünce
Gümüş soydan gelenler yeraltındaki cinler oldular.
Gümüş soydan gelen altın soydakilerin altındadırlar.
Sonra tanrıların efendisi Zeus
Üçüncü bir çağ daha yarattı.
Tunç soydan gelenler gümüş soydakilere hiç benzemezdi.
Aynı ağaç gibi kuvvetli ve korkunçtular.
Tek yaptıkları diğerlerini öldürüp, suç işlemekti.
Yemek yemezdi taş yürekli adamlar.
Gittikleri her yerdeki insanları korkuttular.
Yenilmiyorlardı da bu güçlü adamların kuvvetli
Omuzlarına yapışık kolları
Silahları da evleri de tunçtandı.
Demirleri olmadığından toprağı bile tunçla kazıyorlardı.
Kendi kendilerini yok ettiler ve öteki yaşama gittiler.
Hades’in soğuk karanlıklarına giderken isimlerini bu
Dünyaya bırakamadılar.
Kara ölüm, rüzgarlarıyla çekti onları yanına
Onlar da yaşamın ışıltısını bırakıp gitmek zorunda
Kaldılar.
Bunlar da toprağın altında kaldıklarında
Kronos’un oğlu Zeus yeni bir çağ daha yarattı.
Bu soy öncekilerden daha verimli, cesur ve dürüsttü.
Onlara yarı kahramanlar denirdi.
Evet, bizden önce bu topraklarda yaşayanlar onlardı.
Onların hepsi kargaşalarında ve zorlu savaşlarda öldüler.
Yedi kapılı Thebai surları önünde
Oidipus’un sürüleri için Kadmos topraklarında
Gemilerde, deniz aşırı Troia’da
Güzel saçlı Helene için
Her şeyi kapatan ölüm yorganlarına sarıldılar.
Kronos’un oğlu Zeus bazılarına da insanların çok uzağında
Dünyanın kapılarında mutlu ve ölümsüz bir yaşam sundu.
Şimdi onlar, oralarda mutlu mesut bir yaşam sürüyorlar.
Derin Okeanos’un altında
Çiçekler ve meyveler veren Toprak
Yılda üç defa bu cesur insanlara ürünler sunar.
Daha sonra beşinci çağ yaratıldı.
Keşke daha önce doğsaydım ya da da bu soydan gelmeseydim.
Beşinci soy demir soyudur.
Gündüzleri çalışır, geceleri üzülürler.
Tanrıların verdikleri sıkıntılarla karışık bir şekilde
Birkaç ufak tefek zevk tadabilirler.
Ancak zamanı gelince Kronos’un oğlu Zeus
Bu soyu da ortadan kaldıracak.
İşte ondan sonra beyaz saçlıların çağı gelecek.
O zaman babalar ve oğullar birbirlerine benzemeyecekler.
Misafir, ev sahibi ilişkisi olmayacak.
Dostlar ve kardeşler bugünkü ilişkilerini
Sürdüremeyecekler.
Anneler ve babalar yaşlanır yaşlanmaz sokağa atılacaklar.
Tanrı sevgisini bilmeyen
Bu kötü insanlar
Çok kötü davranacaklar annelerine ve babalarına.
Kendilerini besleyenleri beslemeyecekler,
Yeminlerin de doğruluğun da iyiliğin de değeri kalmayacak.
Tüm saygılarını kötülere ve adaletsiz davrananlara
Yöneltecekler
Adaleti güçlüler yönlendirecek, kötüler iyilere
Saldıracaklar
Yalan söyleyerek yeminlerini bozacaklar.
Zavallı insanlar da kıskançlıkların kötü bakışları
Altında ezilecekler.
İşte o zaman insanlar işi gücü bırakıp Olimpos’a
Gidecekler.
İnsanları arkalarında bırakıp tanrılara sığınacaklar,
Beyaz yüzlü ve alınlı aidoslar, nemesisler.
Bu büyük kötülüklere karşın
İnsanlara kalan tek şey acılar olacak. “

Yani, sonra?
Şairin son bahsettiği çağa ben bugün dedim.
Adını “Küresel Yaban” koydum.
Amerika’da bazılarının “Altın Çağ” dediği çağ tam da budur.
Sonra?
Yabanda sonrası yoktur.
Şimdi ve burada olur her şey.
Av vardır avcı vardır.
Güçlü vardır zayıf vardır.
Görünen o ki pozitivist dünya düzeni yüzündeki maskeyi çıkarmıştır.
Ülkeler arasında tek avcı Trump’ın şahsında vücut bulan Amerika,
bütün dünya ise artık avdır.
Kopyalanarak her yerde küçük örnekleri kurulacak düzen, artık budur.
Herkes, bütün avlar uyanırsa belki yeni bir çağ uyanır.
O zamana kadar insanlığın gırtlağında tanrı kırmasının kanlı çizmesi olacak.
