AŞKIN BİR MEYDAN OKUMA

DİNLEDİLERSE ANLADIKLARINDAN ANLADILARSA NİYETLERİNDEN…
Devlet Bahçeli, şahsi ve siyasi bütün varlığını ortaya koyarak yeni bir dönemin kapılarını araladı.
22 Ekim 2024 MHP Meclis Grubu konuşması tam bir manifestoydu.
11 Temmuz 2025 tarihinde, terör örgütü, ellerine tutuşturulmuş silahları ateşe verdi.
12 Temmuz 2025’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, coğrafyamız için yeni bir çağın kapılarını açtı. Kızılcahamam’da yaptığı konuşma, Devlet Bahçeli’nin vizyonunu, tahminimizi aşacak düzeyde genişletti.

AK Parti sözcüleri, konuşmanın çok önemli mesajlar içereceğini ifade etmişlerdi. Herkes, yakın tarihli, hızlı aksiyon açıklamaları bekliyordu. Beklenti yüksekti. Konuşma içeriği bu beklentileri aşan açıklamalardı. İstikameti beklentiden farklı olduğu bir kesim tarafından anlaşılmadı, anlaşılmak istenmedi. Ne derse desin, kim derse desin Cumhurbaşkanı büyük bir meydan okumayla yeni bir dönem başlattı. Hepimize, insanlığa hayır getirsin.

Konuşmayı dinledim. İddiasını çok büyük duydum. Okumak istedim. Deşifresini yaptım, okudum.
Bu tarihi konuşmayla ilgili konuşanlar ve konuşmanın kendinden alıntılar yapmak, alıntılar üzerine bir yazı yazmak istedim.
Yapılan açılıma yekten karşı çıkanların konuşmayı dinlediğinden, dinledilerse anladıklarından, anladılarsa niyetlerinden emin değilim. Yine de konuşmayı hiç dinlemeyenlerin, sadece onlar söylediği için onların söylediği doğrultuda ahkam keseceğinden neredeyse eminim.
Madem dinlemeyenler, okumayanlar, anlamayanlar konuşabiliyor ben de anladığım kadarını yazabilirim diyerek, başlıyorum. Önce ardından konuşanlardan birkaç alıntı yapacağım sonra konuşmadan.

DEM BU DEM DEĞİLDİ
“Kürt, Türk, Arap diyor. Kürtlerin temsilcisi DEM, Türklerin temsilcisi MHP, Arapların temsilcisi kendisi. Bir çatı kurulacak, bu çatıda vatandaşlık bilinci değil ümmet bilinci olacak.” Özgür Özel
Ümmet bilincinden bir emperyalistler bir de Özel gibiler bu kadar korkuyor olmalı. Ne bahsedilen ittifakın temsille alakası var ne vatandaşlık bahis konusu. Seçim ittifakından bir üye kaybetmiş olma ihtimali, sayın özeli “hilafet istiyorlar” cümlesinin evvelini hazırlamaya itmiş olabilir.

“Biz DEM ile görüştük diye terörist diyenler şimdi terör örgütünün başıyla oturup anlaştılar.” Özgür Özel
Evet CHP, DEM ile görüşmüş, anlaşmış, önemli illerde seçim kazanmıştı. O anlaşmalar üzerine kendilerine “terörle ittifak” eleştirisi yapılmıştı. Çünkü DEM Partiyi ayakta tutan teröristlerin ellerindeki silahlardı. O dönem, sırtlarını teröre yasladıkları için güçlü olduklarını pervasızca ilan ediyorlardı. CHP işte o DEM’le anlaştı. Bese Hozat’ın, Duran Kalkan’ın silaha yaslanarak CHP için yaptığı destek açıklamalarına herkes ulaşabilir.
Cumhur İttifakı da dolaylı ve doğrudan DEM’le görüştü. Hatta terörist başıyla da görüşmeler yapıldı. Görüşmenin içeriği sürekli ilan edildi: bu yol değil, gelin vaz geçin, silahları bırakın, teslim olun, birilerinin emperyalist emelleri için kardeşliğimize kurşun sıkmayın. Terör örgütü elebaşı ve DEM üzerlerindeki bütün baskıya rağmen, bu çağrıya evet dediler. Görüşme oldu, böyle oldu. CHP’nin görüşmeleri sırasında teröristler namluya yaslanıyordu. Sayın Özel’in eleştirdiği görüşme sonrasında teröristlerin silahları ocakta yanıyordu. Yeterli mi bilmiyorum ama temel fark bu kadar.

TEHDİT ALGISINA BAK
“Türkiye’de Türklük tehdit altındadır. Artık nezaket, zarafet bizim için bitmiş demektir. Herkes haddini bilecek.” Müsavat Dervişoğlu
Müsavat beyin Türklüğe yönelik tehdit algısı, Türk, Kürt, Arap birlik ve kardeşliğinin vurgulanmasından mı kaynaklanıyor, bilemedim. Kürtler ve Araplarla kardeş olmak, aynı istikamete yürümek Türklüğe tehdit ise, Türklük nedir, insan merak ediyor. Nezaket, zarafet bitmiştir derken, Müsavat bey Kürtlere ve Araplara şiddetli bir düşmanlık istiyor olmalı. Kendisi bunu yapmaz, yapmasını istedikleri var herhalde. Cumhurbaşkanı’nın konuşmasında bir bölüm var ki, fotoğrafını koysanız, oradaki cümleyi tanımlamaya yeter. Fatma Kurtalan’ın İyi Parti’ye yönelik, TBMM’de söylediği: “İyi Partililer siz bizim sayemizde o koltuklarda oturuyorsunuz. Belediye seçimlerindeki başarınız HDP’ye ve PKK’ya gönül verenler sayesindedir.” Sözünü içselleştiren birinin, PKK’nın silah bırakması üzerine Türklüğü tehdit altında görmesi ilginç.

“Tek başıma kalsam dahi AK Parti – MHP – DEM ittifakının yapacaklarının karşısında duracağım.” Ümit Özdağ
İlan edilen AK Parti – MHP – DEM iş birliği, terörün bitirilmesi, silahların gömülmesi, Türk Kürt kardeşliğinin takviyesi ve Arap kimliğinin katılımıyla coğrafyada birlik üzerine. Neden karşısında duracağını açık açık söylemesi beklenebilir, ama söyleyemez sanırım. Bu birlikten rahatsız olması muhtemel tek odak İsrail eksenidir. Sanırım tepkisi, eksen meselesi.

NE KADAR ANLADIYSA ARTIK
“Tarihi olacak denilmişti.” Özlem Gürses.
Hani, bir halt yok ! demek istemiş. Ne kadar anladıysa, o kadar söylemesi tabi ki normal.

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından hiçbir somut tarihi mesaj çıkmadı.” İsmail Saymaz.
Tarihi olana dair bir fikri, somut ve soyut kavrayışı sorunlu sanırım. Konuşmanın içindeki geçmiş ve geleceği kuşatan tarihi de meydan okumayı da görememiş.

Numune olarak aldığım bu açıklamaları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından yapacağım alıntıları dikkate alarak lütfen tartıya vurun. Konuşmayı anlayıp heyecanlanan çok sayıda insan da var. İyi ki varlar.
Bu arada belirtmeliyim ki, benim anladığım konuşmanın gerçek muhatabı küresel aktörler. Küresel aktörlerin tepkilerini de hep birlikte göreceğiz. Şimdi konuşmadan alıntılar…

ERDOĞAN NE DİYOR
Ana teması tek olan konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, somut ve büyük bir meydan okumayla dünya kamuoyunun önüne çıktı. Az konuştu çok söyledi. Birkaç alıntı yapacağım. Ancak bu kurucu konuşmayı dinlemenizi ya da bütünüyle okumanızı tavsiye ederim.

PAZARLIK YOK
“Son dönemde takip ettiğimiz terörsüz Türkiye projesi açık söylüyorum. bir
müzakerenin, bir pazarlığın, bir alver sürecinin
neticesi değildir.”
Konuşmanın evvelinde Türkiye içinde ve dışında yapılan çalışmalar ile gelişen Türkiye vurguları var. Mecbur olduğumuzdan bu yola girmedik, yeterince güçlü olduğumuzdan bu yolu açtık diyor. Güçlüyüz, haklıyız, eline silah tutuşturulmuşlarla pazarlığa ihtiyacımız yok diyor.

VARLIK YOKLUK MESELESİ
“Sayın Bahçeli ve kadrosu ile beraber terörsüz Türkiye için canımızı, kanımızı, bütün tecrübemizi,
bütün hayatımızı ortaya koyduk. “
Bir siyasi manevradan değil kişi ve siyasi kimlik bakımından bir varlık yokluk meselesinden bahsediyor. Terör böylesine güçlü olmadığı halde ortaya konulan hayat, terörü besleyenlere karşı olmalı. Ek olarak Devlet Bahçeli, bütün geçmişini, kendisini var eden ülkücü değerleri masaya koydu. Terör örgütü silahları yakmasaydı, MHP’den türeyen partiler Devlet Bahçeliyi yakarlardı. Bunun için de çok heveslilerdi.

TERÖR ÇEVRESİNE TEZGAH KURMAK
“Terör daha en başından itibaren karşıtlarıyla da bir sektör, bir ekosistem oluşturdu. Terör eylemlerinden terör tarafındakiler nemalandığı kadar terör karşıtı gibi görünenler de
nemalandı. Milleti istismar ettiler. İstikrarsızlığı körüklediler. … Bugün terör biterken terör istismarı da bitmektedir.”
Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu şehirlerinde gözlem yapma şansı olanlar bunu bizzat görmüştür. Bir tarafta devlet vardı karşısında terör örgütü. Diğer tarafta devleti kendine siper eden çıkar çevreleriyle, terör örgütünü kendine siper eden çıkar çevreleri. Bu gizlenen bir şey de değildi. Hangi mesele olduğuna bakmaksızın bazıları tezgah işletiyordu. Trilyonluk kayıp derken bu kaybın önemli bir kısmı bu tezgahçılar tarafından çoranlanıyordu. Doğal olarak gelişmeden muzdarip olanlar da hayli fazla.

KÜRESEL ETKİ OLUŞTURACAK İTTİFAK
“Türk, Kürt, Arap 86 milyon her bir vatandaşımız kazanmıştır.”
Bam teli burası. Türkiye’de alışık olduğumuz söylem: “Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni, kardeşiz” şeklindeydi. Burada üç etnik kimlik var. “Arap” önceki söylem kalıbında ve Türkiye içi düşünüldüğünde hakikatte olmadığı kadar ağırlıkta. Bu açıdan, 86 milyon vatandaş vurgusunun maddi bir hata olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu üçlüyü esas tutan vurgunun, ülke sınırlarını aşan bir mahiyeti var. Coğrafi ve medeni olarak çok daha büyük bir haritadan bahsediliyor. Sömürgecileri var eden bir coğrafyanın sakinlerinin, küresel etki oluşturacak ittifakına vurgu yapılıyor.

AMERİKA HARİÇ BÜTÜN KITALAR RADARDA
“Türklerin İskitler ve Sakalar isimleriyle milattan önce 8. yüzyıldan bugüne tarih sahnesinde olduğunu biliyoruz.”
Hayda, süper. Geniş bir milletler topluluğunun dünya sahnesine yeniden kurucu güç olarak çıkması durumunda, bu ittifakın liderinin kim olacağı işaret ediliyor. Neden? Çünkü bize hep Oğuzların kayı boyundan geldiğimiz söylendi. Soy soylar boy boylarken bu sınırları aşmamamız telkin edildi. İskitler, Sakalar işin içine girince referans değiştiği gibi iddia da değişmiş. Türk boylarının tamamı esas alınırsa, Amerika kıtası hariç eski dünyada söz sahibi olmadığımız hiçbir coğrafya yok. Ortadoğu ve Avrasya neredeyse ve tamamıyla bizim ata topraklarımız.

AKBABALARIN OLMADIĞI MASAL
“Malazgirt zaferi, Kudüs’ün fethi, İstanbul’un fethi, Çanakkale savunması, İstiklal Savaşı, Türk, Kürt, Arap ve daha nice Müslüman halkın ortak savaşlarıdır. Ortak zaferleridir.
Binbir Gece Masallarının Bağdat’ını Türk, Kürt ve Arap inşa etmiştir.”
Türkiye’nin liderliğinde ne başarılabilir? Daha önce başardıklarımızın bu çağdaki misli neyse hepsi başarılabilir. Sadece güçle mi? Hayır. Soyutlama kabiliyeti en güçlü medeniyeti daha önce biz kurduk, yine biz kurabiliriz diyor. Binbir gece masallarının cazibesine üşüşen akbabaları def edebilir, bütün dünyanın gıptayla bakacağı masalımızı yine yazabiliriz, diyor.

İTTİFAKIN SINIRLARI
“Kudüs’ü Selhaddini Eyyubi’nin komutasında Türk, Kürt, Arap fethetmiştir. Şam bizim ortak şehrimizdir.Diyarbakır bizim ortak şehrimizdir. Mardin, Musul, Kerkük, Süleymaniye,
Erbil, Halep, Hatay, İstanbul, Ankara bizim ortak şehrimizdir.”
Tarihi bir kesişmeden, medeni bir benzerlikten bahsedilmiyor. Ortaklıktan bahsediliyor. Olanın olabilecek olduğunun altı çiziliyor. İttifakın sınırları tarif ediliyor.

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ MÜMKÜN
“Bizler yani Türkler, Kürtler, Araplar ittifak yaptığımızda atlarımızın rüzgarı Çin Denizinden Adriyatike’e serin esintiler yaydı. Unutmayın atlarımızın şahlanışından coğrafyaya huzur yayıldı.” Somut bir vakıa var, bahsedilen coğrafyaya tarih boyunca kim hakim olmuşsa, dünyaya o yön vermiş. Büyük İskender, Büyük Roma, Selçuklu, Osmanlı, İngiltere, Amerika… bu coğrafyaya hakim oldukları için dünyaya hakim oldular. Dünyanın düzen aradığı bu dönemde, kökü bu topraklarda olanların ittifakı yeni bir dünya düzeni kurabilir. Öyle anlıyorum, öyle diyor. Kurulacak bu yeni düzenle adil bir dünya mümkün, diyor.

KAYBETTİĞİMİZ YETER
“Ne zaman ayrıldık? Kaybettik, yenildik.
Ne zaman ittifak yaptık? O zaman tarihe istikamet çizdik.”
Birbirimizin hakimi ya da mahkumu olmayalım, müttefiki olalım diyor. Bu ittifakın başarısı tescillidir, önünde kimse duramaz diyor.

“Bugün Gazze’de, Filistin’de tarihin en acımasız, en vahşi, en barbar soykırımı icra ediliyor. Neden? Çünkü Türk, Kürt, Arap tarih boyunca olduğu gibi bir araya gelip ittifak kuramıyor.
…. Tarih tekerrür ediyor. Bugün Türk ile Kürt aralarında engel olmaksızın tekrar muhabbetle
kucaklaşıyor. Rabbime hamdediyorum. Bugün Malazgirt ruhu, bugün Kudüs ittifakı,
bugün İstiklal Savaşı’nın nüvesi yeniden şekilleniyor. Bugün büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı söküyor.“
El Hak doğrudur. Azgın soykırımcılar Gazze’de bizi katlediyorsa sebebi ayrılığımızdır. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır, bu zulmü ve coğrafyamızdaki bütün zulümleri ittifakımızla yenilgiye uğratabiliriz, diyor. Terör örgütünün silah bırakmasıyla başlayan süreci ittifakın önemli bir adımı olarak değerlendiriyor.

ENGEL OLAN BEDEL ÖDER
“Unutmayın, çıkış yolu arayana kapıyı ardına kadar açarız. Ama sular tersine akmaz. Akarsa da gereğini yaparız.”
Dünyaya nizam verecek bir yolculuğun ilk adımını attık, zorluklarımız olacak, yöneteceğiz, birlikte çözeceğiz. Ancak, bu ilk adımdan başlayarak yolculuğumuzu engelleyen olursa, faturasına katlanır, diyor. Artık her kim üstüne alınırsa, buyursun alsın.

Hani benim dediğimden bir şey olmaz ama diyeyim, ufuklarımızı aşkın bir meydan okuma yaptı Cumhurbaşkanı Erdoğan. Dünyanın şafağının artık daha yakın olduğunu söyleyebilirim, şafak sökmesin diye karanlıkların yırtınacağını da. Rast gelsin inşaallah.

Yorum bırakın