
O kadar kalabalık ve kocamanlar ki kimse görmüyor onları.
Yaklaşıyor fukaranın ve onurun marşı.
Her çocuk ve anası paketi kucaklayınca bir havai fişek gibi patladı.
Sakat atları vururlar.

O kadar kalabalık ve kocamanlar ki kimse görmüyor onları.
Yaklaşıyor fukaranın ve onurun marşı.
Her çocuk ve anası paketi kucaklayınca bir havai fişek gibi patladı.
Sakat atları vururlar.

Göğsündeki broş, tıpkı dalgalar arasındaki bir kayık gibi inip çıkıyor.
Ben sizi değil, insanlığın ıstırabını öpüyorum…
Yunanca’dan sınava girmeye hazırlanan Vanya Ortepelev, evdeki tüm kutsal tasvirleri öptü.
Hayat beklenmedik şeylerle o kadar dolu ki…
Tanrı, yalnız sayfiye meraklılarına doğanın güzelliklerini anlama yeteneği vermiştir.
Yegor Semionıç, diktiğimiz her şeyi alıp götürüyor, günahlarını affettirmek için bir yere bağışlıyor.
Sobanın içinde rüzgar ağlıyor, sanki sıcak odaya bırakılmasını istiyormuş gibi, hava deliğinin kapağına vuruyordu.

Kalbimde, yaşarken ölen insanların bedenleri…
Yazı, ezen sınıfı ezmek için yazılır.
Duadan sonra Arş’a en yakın duran, boyun eğmeyen edebiyattır, İblis’e
Silah başına! demek de, “yazı masasına oturup yazı yaz!” demektir.
Yöneticinin gözüne koltuk tozu kaçınca, ulusunu tanıma olanağı yok.
Öyle demez mi Exupery, “İnsan olmak, sorumlu olmanın ta kendisidir.”

Umudumuz Şaban
“Şimdi ben buraya neden çıktım? Niçin çıktım? Nasıl çıktım?
Bunu izaha gerek yok. Gördünüz, yürüdüm çıktım.
Ama çıkmamış da olabilirim. Çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. Görünen köy uzakta değildir.
Buraya çıktık da sonradan ‘çıkmadık’ mı dedik? Bunlar bir takım uydurma laflardır. Sahi ya, ben buraya neden çıktım? Kim çıkardı ulan beni buraya?
Okul, yol, tapu… Bırakın onu beni dinleyin ve de şunu unutmayın, atasözüdür: Oylarınız damlaya damlaya, dağdan kestim kereste! Bağımsız bir muhtar olaraktan prensibim; az iş, çok laf, o kadar!”
Münih Güvenlik Konferansı’nda Ekrem İmamoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı programı izledim. Yaptığı ilk çağrışım; “Umurumuz Şaban” filmindeki bu replik oldu.
Kemal Sunal’ı tenzih ederim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın, Münih Güvenlik Konferansı’da katıldığı oturumun kafa sesi eşliğindeki tercümesinde, bu bölüm son. Değerlendirmemi daha sonra yapacağım.
Okumaya devam et
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İmamoğlu’nun katıldığı panel oturumun, kafa sesi eşliğindeki tercümesinde sona doğru yaklaşıyoruz. Bu bölümde başkanımız konuşuyor. Buyrun.
Okumaya devam et
Bu bölümde bir konuşması yok ama Sayın İmamoğlu’nun konuşmacı olarak katıldığı Münih Güvenlik Konferansı kapsamında düzenlenen oturum şöyle devam ediyor. Kafa sesi eşliğinde… Bu arada Claudia Roth oturumu salonda takip ediyormuş. Acaba başka kimler vardı?
Okumaya devam et
Soruyu hatırlayalım. Budapeşte belediye başkanının, Budapeşte’ye yapılan “Günah Şehri” yakıştırmasına yaptığı atıf Moderatör tarafından Erdoğan’la bağlantılandırılarak İmamoğlu’na yöneltildi. İmamoğlu “Günah Şehri” metaforunu Erdoğan’ın “İstanbul Aşkı”na bağladı. Bağlamından kopan metafor Varşova Belediye Başkanı’na; Varşova “Günah Şehri” mi “Aşk Şehri” mi olarak yöneltildi. Kafa sesi kurgusuyla, kaldığımız yerden devam.
Okumaya devam et
2022 Münih Güvenlik Konferansı’nda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı oturumun tercümesine, kafa sesi eşliğinde devam.
Okumaya devam et
Teröre boyun eğmeyiz. Terörü biz yaparız. Frank UNDERWOOD*
Tarih değil
Ukrayna savaşı; Rusya Ukrayna çatışması değil iki kutuplu dünyanın kaybedeni SSCB’nin varisi Rusya ile kazananı olan Amerika’nın uzatmalı hesaplaşmasıdır. Her iki taraf vicdansız, izansız, insafsızdır. Lakin Rusya bu Hususta ABD ve uydularının eline su dökemez. Tarih değil, bugün bunun şahididir.