Günah Çıkartıyor

(Mayıs 11, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Zekeriya beyaz hoca rahip olmalıydı. İyi günah çıkarıyor. Günah çıkarırken başka bir beklentisi de var mı insan merak ediyor? Hani nolmaz nolmaz bir günah ta ben işlerim diye. Kaldığı otelde meraktan pay TV’leri karıştırdığını, aman Allah’ım ne çirkin şeyler, dediğini hatırlayınca insan başka bir şey düşünemiyor. Aslında içi gidiyor, bir de kaldırsa hoca pekala katılacak muhabbete… Belki o zaman işlenen günahları kategorik bir ayrıma da tabi tutabilir. Mesela; şu hareket böyle, bu şöyle, aslında burdan olursa pek de bir zararı yok, o kadar tatlı ki bittikten sonra bir tövbe kafi vb. Belki ileride kendinden bu gibi derecelendirmeler de duyacağız. Ne demişler; “salatalık hırsızı kışın ortaya çıkar”. Mevsim bir bitsin hocada kaynak bol gibi…

İşsizlik

(Mayıs 8, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Türkiye’de işsizlik var mı? Var. Neden? İnsanlar kendilerini yetiştirmeyi iş edinmemişler de ondan. Yetişmiş, nitelikli, ne yaptığını ve ne yapacağını bilen insan eksikliği var. Bir çok işletme, iş verdiği adamların işlerini de eski personellerine yaptırıyor. MAKSİMUM İKİ SAAT sabah erken kalkmak ne güzel. Gün uzayıveriyor. Biraz daha erken başlasak 2 katına çıkar mı diye merak içindeyim. Sahi kendine iş-kolik diyenler günde kaç saat iş yapıyorlar? Maksimum 2 saat. İş-kolikseniz ve dilerseniz bir hesaplayıverin?

Vs… Vs… Vs…

(Kasım 2, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined

Hastasın demişler. Ailesi endişelenmiş. Doktora götürmüşler. Çare olmamakla birlikte ameliyat demiş… Ettirmişler. Doktor ümitlenmeyin demiş… Yakında ölür. Birine aşık olmuş. Nasıl olsa ölecek, hem kadın hem de olaki çocukları olur açıkta kalırlar diye müsaade etmemişler…

Okumaya devam et

Eskiyoruz

(Kasım 9, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined

Merkez bankası döviz alım ihalelerine başladı… Sigara zammı için geri sayım başladı… Latin Amerika ülkelerinden Uruguay IMF’ye borcunu erken ödeyeceğini açıkladı… İstanbul’un 5 ayrı ilçesinde 7 büyüklüğünde bir deprem öngörülerek başlatılan deprem tatbikatı sona erdi… Önceki akşam öldürülen başkomiserin katil zanlısı bostancı adliyeye çelik yelek giydirilerek getirildi… İstanbul Levent’te bir polis memuru kimlik sorduğu biri tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü… İzmir’in Bentderesi ilçesinde 17 aylık bebeğe tecavüz zanlıları için savcılık iddianamesi hazırlandı… Erzurum birinci asliye ceza mahkemesinde maytap patlatan çocuklar hakim karşısına çıktı… Birleşmiş Milletler kalkınma endeksinde Türkiye iki basamak ilerledi… Gürültü hayatı yıpratmaya devam ediyor… Her yanımız tahriş oluyor, eskiyoruz.

Düşünebilen Hayvan

(Ekim 9, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Batı insanı düşünebilen hayvan olarak tanımlıyor. Zaman zaman çıkardığı yasalarla da düşünmesine sınır koyuyor. “Ermeni soykırımı olmamıştır” diyen birini cezalandırarak düşünceyi ifade etmeyi cezalandırıyor.

Okumaya devam et

Yarım Kalmış Hikayeler

(Ekim 9, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Ramazanın ilk günlerinde hastaneye götürdüğümüz üst komşunun babası artık acı çekmeyecek. Öldü. Babam, annemin babası, anne annem, dayım, teyzemin oğlu, ablamın kocası, en yakın arkadaşım… Onlar da öldü. Tüm ölenler gibi ardlarından yarım kalmış hikayeler bıraktılar. Yaşamın bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu bir kez daha hatırlatarak gittiler… Rahmet yanlarında olsun…

Hayat Tükenişi Kuruyor

(Ekim 30, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined

Uykusuz geceler başka uykusuz geceleri besliyor…

Hareket hareketi, durgunluk durgunluğu inşaa ediyor….

Günler, durgunluklar, hareketler, uykular ve uyanıklıklar sürekli tükeniyor…

Hayat tükenişi kuruyor, tükeniş yeni hayatları…

Bilinmezliğe Mahkum İletişim

(Eylül 7, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Cep telefonunu ilk kullanmaya başladığımız dönemlerde bayağı hoştu. Önemli gün ve gecelerde arkadaşlarımıza mesaj göndererek kutlama yapıyorduk. Bir süre sonra herkesin katıldığı bir davranış biçimi oldu. Bire bir iletişim yerini cep telefonlarından gönderilen otomatik mesajlara bıraktı. Daha önce çok işe yarayan bu mesajlar artık sadece gsm operatörlerine yarıyor. Mesaj çekenlerin altına isimlerini yazmaması da ayrı bir problem. Herkes kendi dünyasında çok önemli olduğundan diğer telefonlarda kayıtlı olduğu öngörüsüyle hareket ediyor. Oysa karşı taraf mesajın kimden geldiğini hiç bir zaman öğrenemiyor. Dahası bilmediği o kişiyi yanıtlıyor… İletişimimiz bilinmezliğe mahkum oluyor.

SüperLady

(Eylül 10, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Eğlence sektörü sermaye arıyor. Televizyonun birinde dansöz diğerinde Süper Lady yarışması var. Dansözün ne iş yapacağı belli. Ancak Süper Lady bir meçhule yelken açacak. Programın adından nicelik değil nitelik aradıklarını sanıyor insan. Seyrettim. Öyle sananlar yanılıyor. Hıncal Uluç hep 10 basıyor. İlgilendiğinin genç ve dinç bedenlerden gayrı olmadığı aşikar. Diğerleri daha başka şeyler aradıkları mesajını vermeye çalışıyor. Her biri rol yapıyor. Kızların bedenleri güzel. Nevar ki konuşmaya başladıklarında plastik oldukları anlaşılıyor. Kitap okumadıkları besbelli. Vücutları spor faaliyetlerinde, duruşları, bakışları, kelimeleri ise kafelerde şekillenmiş. İleride taşıyacakları bir payenin olacağı muhakkak. Umarım bu paye önceki yarışmalardan çıkıp fuhuş operasyonlarında yakalananlarınki ile aynı olmaz.  Belki de Hıncal gibi onların umduğu da budur…