Derede Altın Arayan Vahşi Amerikalı Olmak

Piyasa verilerine göre dünyanın en değerli üç şirketi sırasıyla: Nvidia (4 trilyon USD), Microsoft (4 Trilyon USD), Apple (3 Trilyon USD)
Yine piyasa verilerine göre Türkiye’nin en değerli üç şirketi sırasıyla: QNB Finansbank (24 Milyar Dolar), Garanti Bankası (12,5 Milyar Dolar), Koç Holding (11 Milyar Dolar)

Dünyanın ilk üç değerli firması bilgi ve iletişim teknolojileri üzerine çalışıyor. Türkiye’nin ilk üç firması ise finans ve tüketim ürünleri üzerine çalışıyorlar.

Dünyada tüm zamanların trendi hakim. Yani bilgi ve iletişim en kıymetli meta. Altın, petrol, değerli madenler, finans bu metanın araçlarından başka bir şey değil.

Türkiye Yüzyılı eğer gerçekten Türkiye Yüzyılı olacaksa değişmesi gereken birinci husus bu husustur. Gerisi zaten ardından gelecektir.

Bilgi ve iletişimi sadece ekonominin değil bütün sektörlerin, kurumların, kuruluşların, kişilerin ana konusu yapmayı başarmak zorundayız. Aksi taktirde, derede altın arayan vahşi Amerikalıdan bir adım ileri gidemeyiz. Türkiye Yüzyılı da güzel bir hayal olarak olduğu yerde kalıverir.

Sizce?

AŞKIN BİR MEYDAN OKUMA

DİNLEDİLERSE ANLADIKLARINDAN ANLADILARSA NİYETLERİNDEN…
Devlet Bahçeli, şahsi ve siyasi bütün varlığını ortaya koyarak yeni bir dönemin kapılarını araladı.
22 Ekim 2024 MHP Meclis Grubu konuşması tam bir manifestoydu.
11 Temmuz 2025 tarihinde, terör örgütü, ellerine tutuşturulmuş silahları ateşe verdi.
12 Temmuz 2025’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, coğrafyamız için yeni bir çağın kapılarını açtı. Kızılcahamam’da yaptığı konuşma, Devlet Bahçeli’nin vizyonunu, tahminimizi aşacak düzeyde genişletti.

AK Parti sözcüleri, konuşmanın çok önemli mesajlar içereceğini ifade etmişlerdi. Herkes, yakın tarihli, hızlı aksiyon açıklamaları bekliyordu. Beklenti yüksekti. Konuşma içeriği bu beklentileri aşan açıklamalardı. İstikameti beklentiden farklı olduğu bir kesim tarafından anlaşılmadı, anlaşılmak istenmedi. Ne derse desin, kim derse desin Cumhurbaşkanı büyük bir meydan okumayla yeni bir dönem başlattı. Hepimize, insanlığa hayır getirsin.

Okumaya devam et

Veyl Olsun Zamana

arkasında binler açlıktan ölmemek için yemeğe ulaşmaya çalışırken,
ezilmek umurunda olmaksızın elindeki boş tencereyi yardım dağıtanlara göstermek amacıyla çırpınan küçük kızı,
açlıktan ne yaptığını bilmez en yakınındaki adam iki eliyle havaya kaldırıp ölünceye kadar onu canlı tutacak yemek alması için yemek dağıtanlara gösteriyor,

tencereye doldurulan yemek, çocuğun korku dolu gözlerinde ışıldıyor,
ardında binlerce binlercesi var, yemeğe ulaşıp ulaşamayacakları meçhul,
kalabalığın arasında mı yoksa tenceresi dolunca mı ya da hemen aldığını yedikten sonra mı öleceğini bilemeyen,

Okumaya devam et

Üniversite Öğrencilerimiz Hakkında Bir Cümle

Üniversite öğrencilerinin haleti ruhiyesi,
nüfus eksilmesinden kaynaklanan beka tehdidinden çok daha büyük; batıcı, seküler, hedonist bir eğitim sisteminin çarkları arasından geçip üniversitelere yerleşen gençler maalesef burada da bir akademik öğrenim değil aynı dişlinin daha ince işleyen mekanizmasının arasında forma sokuluyorlar,
varlığına çocukları ne kadar çok öğüttüğüyle anlam katan öğretmenlerden hallice akademisyenler çocukları duyarsız,
robotik refleksleri olan canlılara dönüştürüyorlar,
üstünü batılılar olan,
kendilerinden neredeyse nefret eden,
içinde bulundukları coğrafyada yaşananları zalimlerin gözünden okuyan ve o coğrafyanın insanlarından nefret eden,

insani meselelere duyarsızlaştırılan üniversite öğrencileri politik bir araç olarak kullanılıyorlar ve bu kullanılmadan mutlu oluyorlar,
tabi ki bu çarkın içinden kendisini kurtarmış olanlar var ancak onların da içinde bulunduğu sosyeteye rengini,
aynı eğitim dişlisinin çıktısı olanlar veriyorlar,

Okumaya devam et

Küresel Yaban Üzerine Suni Zekâyla

İ.B.      Dünya siyaset arenasında son yaşananlara bakarak “küresel köy” kavramının “küresel yaban”a evrildiğini iddia ediyorum. Sence?

S.Z.     Bu çok ilginç bir tespit. “Küresel köy” kavramı, dünyanın teknolojik ilerlemelerle birlikte birbirine daha da yakınlaştığını, iletişimin hızlandığını ve kültürel etkileşimin arttığını savunuyordu. Ancak son gelişmelere bakıldığında, küresel siyasette parçalanma, kutuplaşma ve çatışmaların arttığını görüyoruz.

“Küresel yaban” kavramı, bu bağlamda, dünyanın artık daha az uyumlu, daha güvensiz ve daha öngörülemez bir yer haline geldiğini ima ediyor. Öne çıkan bazı göstergeler:

Bloklaşma ve Yeni Soğuk Savaş Dinamikleri: ABD-Çin gerilimi, Rusya’nın küresel pozisyonu, Avrupa’nın iç tartışmaları ve Orta Doğu’daki kırılgan dengeler, devletler arasında yeni bir kutuplaşma yarattı.

Ulus-Devletçiliğin Güçlenmesi: Küreselleşme karşıtı politikaların yükselişi, ekonomik korumacılık, milliyetçi hareketlerin güçlenmesi ve göç politikalarındaki sertleşmeler, dünyayı bir köyden çok bir yaban haline getiriyor.

Dijital Kutuplaşma ve Dezenformasyon: İnternet ve sosyal medyanın küresel bağlantıyı artırdığı düşünülse de, dezenformasyonun yayılması, dijital kutuplaşma ve bilgi savaşları, insanları daha çok kendi yankı odalarına hapsetti.

Çevresel Krizler ve Küresel Düzensizlik: İklim değişikliğine karşı küresel işbirliği yeterince sağlanamazken, doğal afetler ve ekolojik krizler ulusların daha içe kapanmasına sebep oluyor.

Okumaya devam et

KÜRESEL YABAN

“Tüm saygılarını kötülere ve adaletsiz davrananlara yöneltecekler”

Altın çağ. Altın ütopya. Her derde deva.
Yüzyıllardır insanları peşinde koşturuyor.
Bazı Amerikalılar, Altın Çağlarının Trump’la başladığına inanıyor.

100 Dolar Trump
İki temsilciler meclisi üyesi “Altın Çağ 2025 Yasa Tasarısı”nı hazırlamış.
Meclise sunulan tasarının temel önerisi, altın çağın altın lideri Trump’ın resmini 100 dolarlık banknotların üzerine basmak.
Kısmetse 2028’de sayın Trump’ın resimleri 100 dolarlık banknotlarla birlikte dünyanın her köşesinde olacak.

Okumaya devam et

Devlet Bahçeli’den Türkiye’nin Geleceği Manifestosu

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin 22 Ekim 2024 Grup Toplantısı’nda MHP Lideri Devlet Bahçeli Türkiye’nin geleceğine yön verecek bir konuşma yaptı. Bir konuşmadan çok nedeni, niçini, nasılı iyi çalışılmış kurucu bir manifestoydu.
Pop yorumcu ve siyasetçiler teröristbaşı Apo’ya yapılan davetle ilgilendiler. O cümle üzerinden toz kaldırdılar, ama o kısım bir detaydan ibaretti.

Kumda Kafa Kaybetme Yarışı
Politika yaptığını iddia eden çok sayıda insan, alfabe bilmeyenlerin bir makaleyi anladıkları kadar kavradılar söylenilenleri. Belki onlar adına dinleyenler ve verecekleri cevapları yazanlar başkalarıydı, bilmiyorum.
Sözümona Türkiye’yi yönetme yarışında olan siyasetçiler konuşmak zorunda oldukları varsayımıyla kurmamaları gereken cümleler kurdular. Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Müsavat Dervişoğlu, Mansur Yavaş… kumda kafa kaybetme yarışına girdiler. HDP ve Selahattin Demirtaş’ın refleksi hepsinden çok daha yerliydi. Terör örgütünün hamileri ve aktif kuklaları ölümcül darbe almış yılan gibi kıvranmaya başladılar.
Özgür Özel laf canbazlığı yaparak “el yükseltirken” Müsavat Dervişoğlu ortaya ip attı, emperyalistlerin oyuncağı olan teröristler ise TUSAŞ’a saldırarak Bahçeliye cevap verdi.
Koşa koşa Türkiye’ye yaklaşan tehlikeye karşı “içte birlik” çağrılarını güçlendiren Recep Tayyip Erdoğan “BRICS” hamlesiyle manifestoyu çelikledi.
Türkiye düşmanları tarafından, duyulması istenmeyen bu konuşmanın tamamının altı çizilmeli. Ben sadece altı kalın kalın çizilmesi gerekenlerden bahsedeceğim.

Okumaya devam et

Gözetim Kapitalizminin Gösteri Toplumu

İnsan Neyle Yaşar
İnsan ne ile yaşar? Tolstoy’dan dört özel hikaye içeriyor. İnsana ne kadar toprak lazım? O hikayelerden biri. Eşi eski tüccar olan şehirli ablanın köyde yaşayan kanaatkar kız kardeşini şehre davetiyle başlıyor. Lüks, rahat, bol nimet söylemiyle abla kardeşini şehirde yaşamaya davet ediyor. Köylü kız kardeş ablasının sözlerine itibar etmez.

Kocasının kulakları ve kalbi ise ablanın söylediklerindedir. Pahom sihirli kelimelerin cazibesine kapılır. Daha fazla toprağı olsa şeytandan bile korkmayacağını söyleyen Pahom’a şeytan yeterli toprak vaad eder. Kahramanımızın dileği kademe kademe gerçekleşir. Daha fazlası için dur durak bilmez. Hırsı onu Başkırlara getirir. Başkırlılar hediyelerine karşılık hediye vermek istediklerini söylerler. Kabilenin reisi arazilerinin çok olduğunu, neresini isterse onun olabileceğini söyler. Miktarı fark etmeksizin “günü bir ruble”. Bir günde yürüyerek etrafını gezebileceği alanı ona vereceklerini söyler. Pahom işaretlediği yerden yola çıkar, reis ve kabile üyeleri o noktada beklerler. Yürüyerek çevreleyeceği alanı sürekli büyütmeye çalışan Pahom ölümüne yorulur. Buluşma noktasına varamayacak gibi olur. Varır. Çok yorulmuştur, başladığı noktaya tam ulaşacakken ölüverir. Parası da gider canı da.
O sırada Reis şöyle der gülerek: “ne hoş bir adam bir sürü toprağı oldu”.

Okumaya devam et

Gazzeliler İnsan Olamaz (!)

Gazze Şeridi 360 kilometrekare. Beykoz’dan biraz büyük. Çatalca’nın üçte biri kadar. 76 yıllık vahşi katliamlara rağmen nüfusu yaklaşık 2 milyon.
Gazzeliler insan olamaz. Öldürüldükçe diriliyorlar.

Dünyanın en zalim orduları dünyanın en vahşi silahlarıyla saldırdığı halde yaşam neşelerini koruyorlar. Düşmanı can evinden vuruyorlar.
Yıkılmış bir evin kalıntıları üzerinde tahtta oturur gibi oturuyorlar. Bir damla suyla ilişkileri suya “abı hayat” anlamını yeniden kazandırıyor.

Okumaya devam et

Gazze’de Çevirdiğiniz Film Diğer Hiçbir Filminize Benzemeyecek

Elinde balta olan zorba, hürriyetini gasp ettiği silahsız masumlara karşı pervasızdır.
Hakkı olmayanı isteyen gangsterin belindeki silah, silahı olmayan masum kurbanlarına karşı aşılması zor bir sınırdır.
Konvansiyonel silahlarla başlayan 2. Dünya Savaşı’nın Hitler’in intiharıyla Almanya adına bitmesini takiben Einstein’in projesi olan atom bombasını icad edip, ortağı Rusya’yı bypass ederek Japonya’yı dize getiren ABD o zorbadır, o gangsterdir.

Nükleer silahlardan sonra diğer silahlar oyuncak mesabesine düştüğünden, ABD karşısındaki ülkeler zorba karşısındaki mazlumlara dönüştü. Dünyanın her köşesinde insana, insan haklarına yönelmiş zorbanın silahı var.
Sadece ABD’nin nükleer gücü yok. Rusya’nın, Çin’in, İngiltere’nin, Fransa’nın da nükleer gücü var. Birbirleriyle kanlı bıçaklı olduklarında dahi her biri zorbanın ortağıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nihayetinde nükleer silahla kazanılmış bir savaş sonrasında kurulan ganimet ortaklığıdır.

Okumaya devam et