(Kasım 13, 2007, baydaroglu.blog.com)
Sosyalleşelim derken satılık meta olduk.
Aklıma Veysel’den aşağıdaki Türkü geldi.
Bir kez daha okumakta, bir kez daha düşünmekte fayda var….
(Kasım 13, 2007, baydaroglu.blog.com)

Sosyalleşelim derken satılık meta olduk.
Aklıma Veysel’den aşağıdaki Türkü geldi.
Bir kez daha okumakta, bir kez daha düşünmekte fayda var….
(Kasım 14, 2007, baydaroglu.blog.com)

İş Bankası’nın “Atatürk”lü reklam filmi herkesin dilinde. Kim ağzını açsa: salya sümük ağladığını söylüyor. Haluk Bilginer gerçekten güzel oynamış. Oyunculuğunun karşılığını da almış. 300.000 dolar. Acaba İş Bankası bu işten ne kadar kazanmıştır? Atatürk bir anlamda Türkiye demek. Türkiye’nin bu ticari işten ne çıkarı olacak? İnsan merak ediyor.
(Kasım, 2007, baydaroglu.blog.com)

Bu da doğru “Kadın şakırtısının cennete çevirmeyeceği cehennem yok.” Hakkı teslim etmek lazım. Bu da doğru. :))
(Ekim 4, 2007, baydaroglu.blog.com)

Anlatan arkadaşta anımsamadı.
Amerika’da bir üniversitede konferans veren bir adam.
Kendisi üniversite mezunu değil.
Katılımcılardan biri sorar; “Hangi üniversiteden mezunsunuz?”
Cevap verir: “SDÜ”.
Cevap üzerine soru da derinleşir: “Açılımı nedir?”.
Cevap: “Sert Darbeler Üniversitesi”.
Yanisi; eğitim şart ve fakat okul o kadar da değil :))
(Ekim 9, 2007, baydaroglu.blog.com)

Chirchil’e atfedilen bir söz var; “Türkiye 45 kiloluk bir adamdır. 50 kiloya çıkarsa 45′e düşürülmesi, 40 kiloya düşerse yine 45′e çıkarılması gerekir.” Bir süredir yaşadığımız gelişmeyi aşağılara çekmek için terör kullanılıyor. Kuklalar oynatılıyor. Dağlar kahpeliklere ev sahipliği yapıyor. Sözüm ona dostların silahları ölüm oluyor. Henüz baharında fidanlar yere düşüyor. Havada kan kokusu var. Soysuzlar ölüm kusuyor. Bir yerden 12, bir yerden 15, bir yerlerden 3-5… canlar düşüyor, canlara ateş düşüyor.
Okumaya devam et(Ekim 4, 2007, baydaroglu.blog.com)

Tartışma gırla gidiyor yine. Bu kez mevzu; “ılımlı islam”. Bir öncekinin “Siyasal İslam’dı. Bir öncekinin öncesinde de Radikal İslam gündemdeydi. yine herkes hemfikir Müslümanlığından övünerek ahkam kesiyor. Her türlü İslam, her önüne gelen tarafından yerden yerden vuruluyor. İster istemez şöyle bir şey mi söyleniyor; ne ılımlı, ne siyasal, ne radikal İslam, en iyi İslam ölü İslamdır.
(Eylül 1, 2007, baydaroglu.blog.com)

Kıvrım kıvrım kıvrılıp, her daim başka bir mekanda, başka bir kıyafetle, başka bir pozisyonla ağrılarının geçebileceği zannıyla zamanı eritmek… 20 gün, her saniyesi 20 günden daha uzun bir zaman. Hayatında dönüm noktası olacağını sanıyor insan. Yanılıyor… Bırakın geçmesini, geçme temayülü oluşunca bile hatırlanmıyor. O hatırlanmayan zamanları, kimliği her ne olursa olsun kimse yaşamaz inşaallah.
(Eylül 28, 2007, baydaroglu.blog.com)

29 kASIM 1955 DP grubu kendi hükümeti hakkında gensoru verdi. Yolsuzluğa karışan bakanların kellesini istiyorlardı. Aldılar. Ticaret ve Ekonomi Bakanı Sıtkı Yırcalı, Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu… Grup hızını alamamıştı. Menderes bir yatıştırma konuşması yaptı. Kendini kurtarmak için son hamlesiydi bu. “İsimleri suistimallere karışan tüm bakanların istifasını istiyorum” dedi. Alkış tufanı koptu.
Okumaya devam et(Eylül 28, 2007, baydaroglu.blog.com)

“Paşa, sana samimi itiraflarda bulunacağıma söz verdim; öyeyse üç hata yaptığımı da itiraf etmek zorundayım: Herşeyden önce, ağabeyim Sultan Reşad’ın ölümünden sonra tahtı kabul etmemeli, tam tersine reddetmeliydim.
(Eylül 28, 2007, baydaroglu.blog.com)

“…. O zamanlarda adalet dağıtan sayısız belediye başkanı, piskopos, rahip ve baş rahip olduğunu, Seine Nehri’nde yasalara uygun olarak insan boğulduğunu da unutmamak gerekir.
Okumaya devam et