Putin; O Kadar da Uzun Boylu Değil, Hop!

Haçlılar
M.S. 1199, Kral Richard, katliamcı ve yağmacı haçlı artıklarıyla Akka’dan dönüyor. İki asker kavga eder. Kral duruma şahit olur. Bir diyalog başlar.
Kral: Cesur ve dürüst asker… Duymak istemeyeceğim bir şeyi söyleyecek kadar cesur musun? Kutsal seferimizle ilgili görüşün nedir? Tanrı, verdiğim kurbandan memnun olacak mı?
Asker: Hayır, olmayacak.
Kral: Neden böyle söyledin?
Asker: Akka’daki katliamdan dolayı efendim.
Kral: Konuş!
Asker: 2500 Müslümanı; erkekleri, kadınları, çocukları sürü olarak önümüze kattık. O sırada ayaklarımın altında, elini bağlamış genç bir kadın, bana baktı. Gözlerinde korku yoktu. Öfke yoktu. Sadece acıma vardı. Emir verdiğinizde kılıçlarımızın başlarına ineceğini biliyordu. Orada Allahsızlık yaptık. Hepimiz, Allahsızdık.

Okumaya devam et

Bak Şu Münih Güvenlik Konferansı’na

Açtım baktım
Münih Güvenlik Konferansı, alakasızlığın alakasıyla; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın İngilizce konuşma kabiliyeti münasebetiyle Türkiye’de gündem oldu. Neye hizmet ediyorlar, ne yapıyorlar merak ettim. Web sitesini açtım, baktım.

Okumaya devam et

“SERVET VERGİSİ”

Eşitsizlik Raporu
Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle, Dünya Eşitsizlik Raporu 2022’yi yayınladı. Raporun Yönetici özetini inceledim. Ekonomi, cinsiyet, iklim değişikliği vs. genel başlıkları altında eşitsizliği değerlendiriyor. Gelir dağılımı eşitsizliği can yakıcı ve insanlığa en yakın tehdit olduğu için bir iki alıntı ve değerlendirme yapmak istedim.

Okumaya devam et

Tarkan Markan Hikaye

Hayli uzağındayız
Sanatın ne, sanatçının kim olduğu kadim bir tartışma. Kavram mı belirleyicidir estetik mi? Tasarım mı öncedir duygu mu? Özgünlük mü önce gelir sözcülük mü? Sanat, çok sayıda su götürür tartışmanın konusudur. Hali hazırda sanat olarak adlandırılan, yaşanılanı bir formla çizmek, seslendirmek, yazmak kanaatimce daha çok zanaata yakın. İnsanlığa yeni dünyalar açan sanat ve sanatçının ise hayli uzağındayız.

Okumaya devam et

SHOPLANMIŞ FOTOĞRAFINA AŞIK OLANLAR

Cengiz Çakmak misafirimizdi. Hasbihal ettik. Arada birkaç not aldım. Başta kendim herkesle paylaşıyorum. Cümleler bire bir hocanın cümleleri değil. Anladığım kadarını kendi cümlelerimle yazıyorum.

Okumaya devam et

MAL MIYIZ?

İlgi alanına fokuslanmak
Bir iletişim duayeni, kendisine danışanlara blog yazmayı tavsiye ediyor. Blog yazmanın kendini ve serüvenini inşaa ederken önemli olduğunu söylüyor. Kasıt çok okunmak, çok takip edilmek değil. İlgi alanına derinlemesine fokuslanmak, kendini yeniden inşa etme yolculuğunda hem kaynak hem rehber oluşturmak. Geçtiğimiz aylarda bu tavsiyesine denk gelince, yıllar önce başladığım blog serüvenim yeniden canlandırdım.

Okumaya devam et

Yunanistan, Yunanistan Değildir

  • Amerika Birleşik Devletlerinin temsil makamında bulunduğu Batı; Yunan ilmi, Roma aklı ve Hristiyanlık dinini kendi çıkarları için ehlileştiren yağmacı bir güruhtur. Kutsal hayat (!) bu güruhun hayatıdır. Çemberin dışında kalanların hayatı da ölümü de bir sivrisinek kadar önemli değildir. Zira onlar açısından sivrisinek ve öteki insan arasında zerre kadar fark yoktur.
Okumaya devam et

Oya Ersoy, Bir Halk Terbiyecisi

  • Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türk Ocakları’nı parti bünyesine kattı. Ocakların sınır aşırı ilgisi üzerine, kendi kendilerini lağvetmeleri sağlandı. Sınır aşırı ilgileri olmasa, aslında bir sorun yoktu. Zamanın CHP yönetimi, bu ocaklardan beklediklerini karşılamak üzere “Halkevlerini” kurdurdu. Bu yüzden Halkevleri, Türk Ocaklarının, törpülenmiş varisidirler.
Okumaya devam et

Mühim Mesele

  • Her iletişim bir haberin gün yüzüne çıkmasıyla başlar. Haber, iletişim araçlarında yer alan ve; ne, nerede, nasıl, ne zaman, kim sorularını cevaplayan formdan ibaret değildir. Yeryüzündeki bütün gelişmelerin tahrik edici gücüdür. İnsan hikayesinin hammaddesidir.
Okumaya devam et

Ayem Okey

  • Prof. Dr. Cengiz Çakmak’tan dinlemiştim: Bir gün Boğaziçi Üniversitesi’nde bir toplantıya katılmış. Toplantının dili İngilizceymiş. Salonda bir tane yabancı yokmuş. Herkes Türkmüş. Hoca bu durumu selfkolonyalizm (kendi kendini sömürgeleştirme) olarak tanımlıyordu.
Okumaya devam et