Şeytan Taşlama

Her bir insan hali bir sembol.
Muhabbetin, öfkenin, imanın, cesaretin… sembolü.
Kavramsal olarak çerçevelenen çok şeyi göstermenin neredeyse tek yolu bu.
Bütün milletler, kültürler, dinler; kendilerini, öteki karşısındaki duruşlarını böyle ifade eder.
Haccın vecibelerinden olan şeytan taşlama bu kapsamda bir ritüel.
Kökü Hz. İbrahim’e kadar uzanıyor.
Peygamber efendimiz tarafından tekrarlanmış.
Hac yapan Müslümanlar, şeytana, şeytani olana karşı mücadelelerini attıkları küçük taşlara yüklüyorlar.
Hz. İbrahim ve Hz. Peygamberin sünnetini tekrarlayarak, ibadet etmiş oluyorlar.
2022 Haccı sırasında çekilmiş bazı videolar hayli ilgi çekti.
Kendinden geçen, öfkeyle, hınçla, heyecanla şeytan taşlayanlar görüntülere yansıdı.
Şeytani olanla karşılaşma ve karşılaşmada yaşanan çaresizliğe yordum görüntüleri.
Yenilmenin eşiğine gelmeye, yenilmeye, ne kadar istese de şeytani olandan kurtulamamaya yordum.
Yaşayan, yaşamış ve yaşayacak her bir insanın yeryüzü macerasındaki çaresizliğini hissettim.
Yere kapaklananların, hallerine gülmesi geldi aklıma.
Gülenler işte öyle güldüler.

İç Savaş Fazındayız

“Dünya Amerika’ya bakarak giyiniyor, soyunuyor; reklam ile sinema sanayileri; yazılı ile görsel basın; caddeler ile meydanlardaki yazılı, çizili, resimli ilanlar, alttan alta, üstten üste, doğrudan yahut dolaylı yoldan habire İngiliz-Yahudi taleplerini, zorlamaları ile dayatmalarını Amerikan nüshasıyla Stockholmden Singapura, Rio de Janeriodan Yokohamaya bütün bir insanlığa yumuşakça yedirmeğe çalışmaktadırlar. Yemezseniz, yememekte direnirseniz, ne olur? Zorla yedirilir. Avrupadışı tabaa-ülkelerin genelkurmayları bu görevi ifaya memurdurlar. Millilik teranesini tutturmuş pek ender bulunur kimi iktidarlar, askeri darbeyle alaşağı edilirler. Bu da mı sökmedi? O takdirde bütün zenberekler, iç savaş doğrultusunda kurulurlar.”
Teoman Duralı merhum, 2000 yılında kaleme aldığı, Çağdaş İngiliz – Yahudi Küresel Medeniyeti kitabında öyle diyor. El Hakk doğrudur.
Türkiye’de hali hazırda, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde; “millilik” iddiası olan bir iktidar var. Daha önce küresel dengede kuş tüyü kadar ağırlığı olmayan Türkiye, Erdoğan’ın cesur strateji ve politikaları sonucunda dünya dengelerinin merkezi oldu. Müesses dünya düzeni; “dünya 5’ten büyüktür” diyen ve bunun gereklerini yapan Türkiye’yi bir tehdit olarak algılıyor. Bu iktidarlarla mücadelede bütün dünyanın bildiği mücadele metodlarının birinci fazı akim kaldı. Muhtıra ile post modern darbe denediler, olmadı. Yargı polis marifetiyle indirmek istediler, olmadı. Bizzat darbe ile devirmek istediler, olmadı.
Bir süredir ikinci faz için zenberekler işliyor. Seçim takvimi yaklaştıkça iç savaş arayışları daha da şiddetleniyor. Mültecilere karşı kışkırtılan ve sahnelenen şiddet, ajan provokatörlerin provokatif eylemleri, kavmiyetçi milliyetçiliğin yükseltilişi, Kürt vatandaşların her fırsatta tahriki, paramiliter güçlerin seçim güvenliğini tehdit ettiği iddiaları, bürokrasi ve iş dünyasına yönelik tehditler, Bebek sahilinde olanlar vs. iç savaş hülyasına taş taşıyor, ateş taşıyor.
Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde “Güvenlik” esaslı şahin politikalar, z kuşağı olarak markalanan gençleri konser yasaklarıyla muhalefet yanında konsolide etmek, bir konseri iptal etmek için il düzeyinde getirilen etkinlik yasakları, bazı siyasi aktörlerin geliştirdiği yakışıksız retorikler, tribünlere oynamak dışında bir marifeti olmayan karakterler… İktidar kanadının bir takım eylemleri de süreci geliştirme noktasında önemli katkı veriyor.
Bir büyük yazıkla, bir büyük ayıpla, bir büyük günahla yüzleşiyoruz. Türkiye’yi iç savaşa sürüklemek isteyenlere, maalesef en çok Türkler yardım ediyor.
Kaderin üstünde bir kader var. Erdoğan, inşaallah bu tuzaktan da çıkacak. Sürecin sonunda çok kişi tarihin fosseptik çukurunda yerini alacak. Dünyada tavuklarına kış diyen herkese diz çöktürenler, bu kez kaybedecek. Bu dünya için yeni bir başlangıç olacak. Her şeyin bir ömrü var. Ne kadar saldırsalar da can çekişiyorlar.
“İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden” bizi helak etme yarabbi ! “Bilelim hasma karşı koymasını /Bizi cansız bırakma Allah’ım!” Amin.

Gürültünün Altından Duygusal İşler Çıkacak

Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisi, kendisi açısından tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.

Nagehan Alçı’nın geziye katılması üzerinden başlayan polemik, kimin kimi dövdüğü belli olmayan bir mahalle kavgasını ateşledi.

Bahse konu gezide basın mensuplarıyla verilen fotoğrafta bir teknik direktör edasıyla kendinden emin ve gevşek duran Murat Ongun tam anlamıyla çuvalladı.

Bir Twitter kullanıcısı, durumu özetleyen şöyle bir tweet attı: “Devirdiğiniz çamları düzeltmekten bıktık. Sırf Atatürk’ün partisi diye koltuğa eşşek otursa oy veren benim gibi milyonlar var. Adam olun peşinizi toplamaktan yorulduk.”

Okumaya devam et

Kur’an Vaktidir

Ramazan Kameri ay.
Müslüman ayı. Mübarek ay.
Kur’an’ın ayı. Orucun ayı.
İmkanı olanların, olmayanlarla paylaştığı ay.
Zekat, fitre, fidye, sadaka ile bir dayanışma iklimi.

Ramazan, iftar ve sahur etrafında gelişen kültür nedeniyle biraz akşamdır.
Akşam ezanları, iftar davetleri, terahvihler …
Mahyalar, gece eğlenceleri, davulcular, Hacivat – Karagöz… türlü aktiviteyle gündüze döner gece.
Nargile kafelere, okey salonlarına, arkadaşlarla gece sohbetlerine can gelir.
Müslüman yurdunda Kur’ansız ve Oruçsuz bir Ramazan da vardır.

Yemeden içmeden kesilenler güçten de düşer.
Hareket azalır, hayat yavaşlar.
Yeryüzünde kurum kurum kurumlananlar; zayıflıkları karşısında dehşete kapılırlar.
Bir dilim ekmek, bir yudum su olmadığında hiçliği ayyuka çıkar insanın.
Bir gündüz yeter açlıktan ölüm kokmaya.
Bazıları, gördüğü öz zayıflığı karşısında dehşet içredir.
Ramazan öfkelerini bu zayıflık alevlendirir.

Ramazan Allah’ın kelamını Cebrail’le mukabele etme vaktidir.
Kur’an vaktidir.

GELMEKTE OLAN GELDİ

Salgın Rapraplarıydı
Salgın, aynı zamanda, dünyanın uzun süredir hamile olduğu kıtlığın rapraplarıydı.
Vahşi emisyon üretimi ve iklim değişikliği tarlasıydı.
Batı emperyalizminin dünyayı mahkum ettiği politiklarla beslendi.
Afganistan, Suriye, Irak, Libya, Meksika vs. dünyanın pek çok bölgesi üretimden düşürülerek büyütüldü.
Teknoloji ilizyonu ve bağımlılığı ile bir süre gizlendi.
Rusya – Batı çatışmasıyla saklanamayacak hale geldi.
Halen gizlenen ve gittikçe şiddetlenen Batı – Çin çatışmasıyla, tepegöze, deve, canavara dönüşecek.

Okumaya devam et

İbrahim Tenekeci’den Altı Çizili Cümleler

Said Yavuz’un da dediği gibi: Yüzler vardır, ruhun susamasını dindirir.
İnsan, taştan pek, gülden naziktir.
Ödül alan, ödün verir.
Doksanlı yıllarda, üç edebiyatçı bir araya gelince, dergi çıkarırlardı. Şimdi ajans kuruyorlar.
Okumaya devam et

Gogol’dan Altı Çizili Cümleler

Yaşayan, dünyamızı gören, insanlarla karşılaşan her insan, başka hiç kimsenin fark etmediği bir şeyleri fark etmiş, başkalarının bilmediği bir şeyleri bilmiş olabilir.

Okumaya devam et

Masal Cümleleri

Eflatun Cem Güney’in naklettiği Anadolu Masallarında her biri bir kitap çapında güçlü cümleler var. İşte bazıları:

Bir kökten ermiş iki dal; biri dut, biri armut.

Suyun ağır akanı, insanın yere bakanı derler; karda gezer izlerini belli etmezler.

Çoğu babalar baca tütünü; ana güder kuzuyu.

Okumaya devam et

Borges’ten Altı Çizili Cümleler

“Yüzüm tutmuyor ya, söyliyeyim burada: tango, 1880’lerde Buenos-Aires’in ortasındaki genelevlerde doğmuş bir danstır; görüyorsunuz çok eski değil bu. İlk tangoların sözleri, cinsel istek uyandıncı çok ‘aşırı’ içerikliydi.

Okumaya devam et

Nazım Hikmet’ten Altı Çizili Cümleler

Sen daha o kadar gençsin ki hatıraları olmayan ve hatıralara değerlerini vermesini öğrenmemiş olansın.

Ben artık hatıraları olan ve hatıralara değer verecek kadar ihtiyarlamışım.

Okumaya devam et