Küresel Yaban Üzerine Suni Zekâyla

İ.B.      Dünya siyaset arenasında son yaşananlara bakarak “küresel köy” kavramının “küresel yaban”a evrildiğini iddia ediyorum. Sence?

S.Z.     Bu çok ilginç bir tespit. “Küresel köy” kavramı, dünyanın teknolojik ilerlemelerle birlikte birbirine daha da yakınlaştığını, iletişimin hızlandığını ve kültürel etkileşimin arttığını savunuyordu. Ancak son gelişmelere bakıldığında, küresel siyasette parçalanma, kutuplaşma ve çatışmaların arttığını görüyoruz.

“Küresel yaban” kavramı, bu bağlamda, dünyanın artık daha az uyumlu, daha güvensiz ve daha öngörülemez bir yer haline geldiğini ima ediyor. Öne çıkan bazı göstergeler:

Bloklaşma ve Yeni Soğuk Savaş Dinamikleri: ABD-Çin gerilimi, Rusya’nın küresel pozisyonu, Avrupa’nın iç tartışmaları ve Orta Doğu’daki kırılgan dengeler, devletler arasında yeni bir kutuplaşma yarattı.

Ulus-Devletçiliğin Güçlenmesi: Küreselleşme karşıtı politikaların yükselişi, ekonomik korumacılık, milliyetçi hareketlerin güçlenmesi ve göç politikalarındaki sertleşmeler, dünyayı bir köyden çok bir yaban haline getiriyor.

Dijital Kutuplaşma ve Dezenformasyon: İnternet ve sosyal medyanın küresel bağlantıyı artırdığı düşünülse de, dezenformasyonun yayılması, dijital kutuplaşma ve bilgi savaşları, insanları daha çok kendi yankı odalarına hapsetti.

Çevresel Krizler ve Küresel Düzensizlik: İklim değişikliğine karşı küresel işbirliği yeterince sağlanamazken, doğal afetler ve ekolojik krizler ulusların daha içe kapanmasına sebep oluyor.

Okumaya devam et

Nuri Pakdil’den Altı Çizili Cümleler

Kalbimde, yaşarken ölen insanların bedenleri…
Yazı, ezen sınıfı ezmek için yazılır.
Duadan sonra Arş’a en yakın duran, boyun eğmeyen edebiyattır, İblis’e
Silah başına! demek de, “yazı masasına oturup yazı yaz!” demektir.
Yöneticinin gözüne koltuk tozu kaçınca, ulusunu tanıma olanağı yok.
Öyle demez mi Exupery, “İnsan olmak, sorumlu olmanın ta kendisidir.”

Okumaya devam et

Yiğit Bulut ve Ezan Sesi

(Aralık 9, 2014 baydaroglu.blog.com)

undefined

Tarihimizde yürek burkan binlerce sahne vardır.
Bence en içlisi paralı müslüman askerlerin, Ezan sesini duymaları üzerine müslümanlarla savaştıklarını anladıkları sahnedir.
Rivayete göre imanları profesyonelliklerinin önüne geçmiş, müslümanların yani Osmanlı ordusunun yanına geçmişlerdir.
İnanç ve profesyonellik arasında tercihlerini inançtan yana yapmışlardır.

Okumaya devam et