Gazzeliler İnsan Olamaz (!)

Gazze Şeridi 360 kilometrekare. Beykoz’dan biraz büyük. Çatalca’nın üçte biri kadar. 76 yıllık vahşi katliamlara rağmen nüfusu yaklaşık 2 milyon.
Gazzeliler insan olamaz. Öldürüldükçe diriliyorlar.

Dünyanın en zalim orduları dünyanın en vahşi silahlarıyla saldırdığı halde yaşam neşelerini koruyorlar. Düşmanı can evinden vuruyorlar.
Yıkılmış bir evin kalıntıları üzerinde tahtta oturur gibi oturuyorlar. Bir damla suyla ilişkileri suya “abı hayat” anlamını yeniden kazandırıyor.

Okumaya devam et

Gazze’de Çevirdiğiniz Film Diğer Hiçbir Filminize Benzemeyecek

Elinde balta olan zorba, hürriyetini gasp ettiği silahsız masumlara karşı pervasızdır.
Hakkı olmayanı isteyen gangsterin belindeki silah, silahı olmayan masum kurbanlarına karşı aşılması zor bir sınırdır.
Konvansiyonel silahlarla başlayan 2. Dünya Savaşı’nın Hitler’in intiharıyla Almanya adına bitmesini takiben Einstein’in projesi olan atom bombasını icad edip, ortağı Rusya’yı bypass ederek Japonya’yı dize getiren ABD o zorbadır, o gangsterdir.

Nükleer silahlardan sonra diğer silahlar oyuncak mesabesine düştüğünden, ABD karşısındaki ülkeler zorba karşısındaki mazlumlara dönüştü. Dünyanın her köşesinde insana, insan haklarına yönelmiş zorbanın silahı var.
Sadece ABD’nin nükleer gücü yok. Rusya’nın, Çin’in, İngiltere’nin, Fransa’nın da nükleer gücü var. Birbirleriyle kanlı bıçaklı olduklarında dahi her biri zorbanın ortağıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nihayetinde nükleer silahla kazanılmış bir savaş sonrasında kurulan ganimet ortaklığıdır.

Okumaya devam et

“AY BEN ŞOK”! *

Hay görmez olaydım! Gördüm.
Yaş gününü kutlamaya hazırlanan bir kız, “ben ne yapacağım şimdi” diyordu.
Bir başkası, story atamadıktan sonra hayatın ne anlamı olduğunu sorguluyordu.
Fotoğraf, video paylaşamayacağı için tatilini iptal edenler, nişanını erteleyenler…
Instagram kapanınca Instamanya’nın boyutlarını gördüm.
“Ay ben şok” !

Annesinin, babasının, kardeşlerinin, evinin, mahallesinin, hayatın hayalinden başka bir yük taşımasına müsaade edilmeden çadırdan çadıra sığınmaya, ölümden ölümlere koşmaya zorlanan Filistin’in çocuklarından bu kadar ah vah işitmedim.

Okumaya devam et

Nuri PAKDİL’den Altı Çizili Cümleler 2

Kentliler, büyük bir doğallıkla, bu yapının önünden, her gün geçip giderler.
Yeryüzünde herkes olduğu yerde donup kalacaktır.
Bir mitralyözden çıkan kurşunları andırır bakışları.
Coşku içinde seviştikleri görülür başakların.
İnsanı yalnızlaştıran sürgün türküleri yakılır yeryüzünde.
Yeryüzünün yorgunluğu geçiyor hepimize.
Mavilik, daha hızlı koşar atlardan.

Okumaya devam et

Batının Çaldıklarını Almaya Gidiyorlar

(Şubat 29, 2020 baytarisak.blogspot.com)

undefined

Filistin, Afganistan, Irak, Suriye… Dünyadaki mültecilerin çok önemli bir kısmı bu ülkelerden.
Bu ülkelerin ürettiği göçün istikameti batıya doğru. Vatanlarında yaşam imkanları kalmadığından yola düşüyorlar. Türkiye’yi geçici bir sığınak olarak değerlendiriyorlar. Batı ülkelerine ulaşmak için inanılmaz riskler alıyorlar. Adeta ölüm kalım savaşı veriyorlar.  

Okumaya devam et

Takmıyoruz

(Şubat 21, 2020 baytarisak.blogspot.com)

undefined

Korona. İdlib. Şehitler. Mülteciler. Rusya. Kudüs. Filistin. Ekonomik dar boğaz. Alman Irkçıları. Deprem. Uçak kazaları. Kahtı Rical.

Her taraf herkesi allak bullak edecek olaylarla dolu. 
Ama çok umurumuzda değil.
Atakan’ı takip ediyoruz.
Survivor izliyoruz. 
Reynmenle coşuyoruz.
Kayak yapıyoruz.
Küfür ediyoruz.
…. 
Takmıyoruz. 
Yediğimiz, içtiğimiz, kullandığımız…  bir şeyler üzerimizde anti depresan etkisi yapıyor.

Doktorumuz ne ya da kim bilmiyorum ama iyi ki var. Olmasa halimiz haraptı. Fıkra gibi geçinip gidiyoruz.

Kafama takmıyorum

Mesleğe yeni başlayan genç doktor ilk kez göreve başlayacağı memleketi Trabzon’a doğru yola çıkmış.

Gelen hastalara doğru teşhisi yapabilecek miyim, doğru ilacı yazabilecek miyim diye heyecandan yerinde duramıyormuş.
Görev yapacağı köyün sağlık ocağına gitmiş yerleşmiş.
Ertesi gün hastalarını beklemeye başlamış.
İlk hastası yaşlı Temel gelmiş.
Tanıdığı birini görünce mutlu olmuş genç doktor.
Kısa bir sohbetten sonra Temel’i muayene etmiş, şikayetlerini dinlemiş.
Temel ishal olduğunu tuvaletten çıkamadığını anlatmış.
Genç doktor ilacı yazacak ama ilk günün heyecanıyla ilacın ismi bir türlü aklına gelmemiş.
Yanlışlıkla depresyon tedavisinde kullanılan bir ilaç yazmış.
Bu ilaç kullanan kişinin mutlu olmasını hiç bir şeyi kafasına takmamasını sağlıyormuş.
Aradan bir süre geçtikten sonra Temel’i merak edip köyün kahvesine gitmiş.
Bakmış Temel kahvehanedekileri gülmekten kırıp geçiriyor.
Şakalar, fıkralar, komiklikler…
Temelin yanına gidip sormuş;
-Temel emice, ishal durumun nasıl?
– İshalim eskisi gibi uşağım.
 Her yerimi bok götürüyor ama hiiç kafama takmayrum!