Üniversite Öğrencilerimiz Hakkında Bir Cümle

Üniversite öğrencilerinin haleti ruhiyesi,
nüfus eksilmesinden kaynaklanan beka tehdidinden çok daha büyük; batıcı, seküler, hedonist bir eğitim sisteminin çarkları arasından geçip üniversitelere yerleşen gençler maalesef burada da bir akademik öğrenim değil aynı dişlinin daha ince işleyen mekanizmasının arasında forma sokuluyorlar,
varlığına çocukları ne kadar çok öğüttüğüyle anlam katan öğretmenlerden hallice akademisyenler çocukları duyarsız,
robotik refleksleri olan canlılara dönüştürüyorlar,
üstünü batılılar olan,
kendilerinden neredeyse nefret eden,
içinde bulundukları coğrafyada yaşananları zalimlerin gözünden okuyan ve o coğrafyanın insanlarından nefret eden,

insani meselelere duyarsızlaştırılan üniversite öğrencileri politik bir araç olarak kullanılıyorlar ve bu kullanılmadan mutlu oluyorlar,
tabi ki bu çarkın içinden kendisini kurtarmış olanlar var ancak onların da içinde bulunduğu sosyeteye rengini,
aynı eğitim dişlisinin çıktısı olanlar veriyorlar,

Okumaya devam et

Küresel Yaban Üzerine Suni Zekâyla

İ.B.      Dünya siyaset arenasında son yaşananlara bakarak “küresel köy” kavramının “küresel yaban”a evrildiğini iddia ediyorum. Sence?

S.Z.     Bu çok ilginç bir tespit. “Küresel köy” kavramı, dünyanın teknolojik ilerlemelerle birlikte birbirine daha da yakınlaştığını, iletişimin hızlandığını ve kültürel etkileşimin arttığını savunuyordu. Ancak son gelişmelere bakıldığında, küresel siyasette parçalanma, kutuplaşma ve çatışmaların arttığını görüyoruz.

“Küresel yaban” kavramı, bu bağlamda, dünyanın artık daha az uyumlu, daha güvensiz ve daha öngörülemez bir yer haline geldiğini ima ediyor. Öne çıkan bazı göstergeler:

Bloklaşma ve Yeni Soğuk Savaş Dinamikleri: ABD-Çin gerilimi, Rusya’nın küresel pozisyonu, Avrupa’nın iç tartışmaları ve Orta Doğu’daki kırılgan dengeler, devletler arasında yeni bir kutuplaşma yarattı.

Ulus-Devletçiliğin Güçlenmesi: Küreselleşme karşıtı politikaların yükselişi, ekonomik korumacılık, milliyetçi hareketlerin güçlenmesi ve göç politikalarındaki sertleşmeler, dünyayı bir köyden çok bir yaban haline getiriyor.

Dijital Kutuplaşma ve Dezenformasyon: İnternet ve sosyal medyanın küresel bağlantıyı artırdığı düşünülse de, dezenformasyonun yayılması, dijital kutuplaşma ve bilgi savaşları, insanları daha çok kendi yankı odalarına hapsetti.

Çevresel Krizler ve Küresel Düzensizlik: İklim değişikliğine karşı küresel işbirliği yeterince sağlanamazken, doğal afetler ve ekolojik krizler ulusların daha içe kapanmasına sebep oluyor.

Okumaya devam et

Özne kimse

Hiç bir şeyin öznesi olamayacak kadar değerine dolayısıyla kendine güven duymamak sömürgeciliğe maruz kalmanın sonucudur.

Eğlencenin, matemin, coşku ve hüznün hangi elbiseleri giyerek arzı endam ettiğine dikkat kesilmek gerekir. Özne kimse elbise onundur.
Elbise giyenin değilse cansız mankenle arasında çok bir fark yoktur. 

Gazze’de Çevirdiğiniz Film Diğer Hiçbir Filminize Benzemeyecek

Elinde balta olan zorba, hürriyetini gasp ettiği silahsız masumlara karşı pervasızdır.
Hakkı olmayanı isteyen gangsterin belindeki silah, silahı olmayan masum kurbanlarına karşı aşılması zor bir sınırdır.
Konvansiyonel silahlarla başlayan 2. Dünya Savaşı’nın Hitler’in intiharıyla Almanya adına bitmesini takiben Einstein’in projesi olan atom bombasını icad edip, ortağı Rusya’yı bypass ederek Japonya’yı dize getiren ABD o zorbadır, o gangsterdir.

Nükleer silahlardan sonra diğer silahlar oyuncak mesabesine düştüğünden, ABD karşısındaki ülkeler zorba karşısındaki mazlumlara dönüştü. Dünyanın her köşesinde insana, insan haklarına yönelmiş zorbanın silahı var.
Sadece ABD’nin nükleer gücü yok. Rusya’nın, Çin’in, İngiltere’nin, Fransa’nın da nükleer gücü var. Birbirleriyle kanlı bıçaklı olduklarında dahi her biri zorbanın ortağıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nihayetinde nükleer silahla kazanılmış bir savaş sonrasında kurulan ganimet ortaklığıdır.

Okumaya devam et

İstanbul Roterdam’dan Zengin Paris’ten Ucuz!

Uluslararası spor organizasyonları önemli kaldıraçlar.
Yapanlar için. Konuları için. Yapıldıkları yer için. Sporcular için. Katılanlar için. Seyredenler için. Otelciler için. Turizmciler için…
Her birinin özel bir ekosistemi var. Bu ekosistemin paydaşları; sonunda “için” olanlar.
Alanı var, vereni var, kazananı var. Bazen çırak çıkan da olur ama iyi – sağlam bir uluslararası spor organizasyonunda genelde herkes kazanır.

Batı menşeli çok sayıda organizasyona talip olmak milli sporumuz. Bu talebimizin altında yatan en önemli sebep Batı akreditasyonumuzu tescil ettirmek. Ekonomik boyutlarında zaman zaman çırak çıkmış olabiliriz ama bu amaca hizmet ettiğini düşündüğümüz için çok önemli değil.

Okumaya devam et

“AY BEN ŞOK”! *

Hay görmez olaydım! Gördüm.
Yaş gününü kutlamaya hazırlanan bir kız, “ben ne yapacağım şimdi” diyordu.
Bir başkası, story atamadıktan sonra hayatın ne anlamı olduğunu sorguluyordu.
Fotoğraf, video paylaşamayacağı için tatilini iptal edenler, nişanını erteleyenler…
Instagram kapanınca Instamanya’nın boyutlarını gördüm.
“Ay ben şok” !

Annesinin, babasının, kardeşlerinin, evinin, mahallesinin, hayatın hayalinden başka bir yük taşımasına müsaade edilmeden çadırdan çadıra sığınmaya, ölümden ölümlere koşmaya zorlanan Filistin’in çocuklarından bu kadar ah vah işitmedim.

Okumaya devam et

BEN VARIM VE BURADAYIM

Sokak simidi güzel şey. Yanına karper iyi gider. Zeytin, bal, kaşar da olur. Hepsi mevcut. Simidin etrafında bir dünya kurmuş fırıncı. Öyle janjanlı ismi yok. Dükkan apartman altı. Büfe olayazmış da olamamış o kadar küçük. Yarısından fazlası odun fırını. Fırının önünde tezgah var. Bir yandan fırın küreği işliyor bir yandan siparişler ve hesaplar ödeniyor. Çay bir kuytuda biteviye kaynıyor. İki küçük dolapta içecekler ve küçük ambalajlı nevaleler duruyor. Simitler ve poğaçalar her dem sıcak. Öyle ki bazen yemek için beklemek gerekiyor. Dükkanın içinde üç küçük masa hizmet veriyor. Dışarıda küçük kahvehane tabureleri ve masaları konulmuş. İçerde 6 dışarıda 8 kişiyi ağırlayabilir. Alıp gidenlerin dışında kalanlar, oturma fırsatı bulduklarında buralarda oturuyorlar.

Eskiden evde kahvaltı hazırlanırdı. Şimdi mutfaklarda bardak çanak, kaşık çatal ve insan sesi azaldı. Yeme içme yerleri çoğaldı. Dükkanın önünde yer bulan çift bahtiyardı. Sonradan sarışın, güneş gözlüklü, şık spor giyimli hanımefendi eşiyle oturdu. Adamın yüzünde tıraş bıçağı arayan bir sakal vardı. Siyah tişörtü hayli giyilmiş olmalıydı. Yakaları nereye gideceklerine karar veremiyordu. Hanımefendiye göre eşi biraz dağınıktı. Kahvaltılarını keyifle yaptılar. Çaylarından birazını sona sakladılar. Tiryakiler bilir sigaraya eşlik eden çay daha bi güzeldir. Kadın yönünü sağa çevirdi. Sigarasını çıkardı, yılların verdiği ustalıkla yakıverdi. Sigaranın dumanına bir tek kendisinin bildiği okunmaz şeyler yazdı. Adam eşine eşlik etmek için sola kaykıldı. O da sigarasını ateşledi. Aralarındaki özel ilişki ne düzeydedir tabi ki bilinmez ama duman yoldaşlıkları iyiydi. Ses manzarası dumanlar kavuşurken değişti. Masadan bir çocuk sesi geldi.

Okumaya devam et

HAKİKAT

31 MART 2024 – 12

Her topluluk aynı zamanda farklılıkların toplamı. İçinde iyisi var kötüsü var, güzeli var çirkini var, ahlaklısı var ahlaksızı var. Topluluğu var eden çerçeve tekil olanları bir arada tutsa da farklılıkları yok etmiyor. Siyasi düzlemin toplulukları partiler. Partiler envai çeşit insandan oluşuyorlar. İçindeki tekil insanlar siyasi partiyi mutlak iyi ya da mutlak kötü yapmıyor. Münferit olaylar da öyle. CHP için böyle olduğu gibi AK Parti de böyle.

AK Parti ve benzer partilerle CHP ve benzer partiler arasındaki fark, partiler içindeki bireylerin kimliklerinden kaynaklanmıyor. Bu siyasi toplulukları bir arada tutan kabuller ve hedeflerden kaynaklanıyor. Vatan, millet, bayrak, tarih, bugün ve geleceğe yükledikleri anlam asıl farkı oluşturuyor. AK Parti yenilmiş ve fakat ezilmemiş dolayısıyla tekrar ayakları üzerinde doğrulduğunda dünyaya nizam verecek bir ülke tasavvuruna sahip olmayı öngörürken, CHP ve benzerleri yenilmiş ve yeni sınırlarında, eski sınırlarındaki haklarından vazgeçerek zafer sahipleriyle içerde ve dışarda uyum içinde yaşamayı var olmak için gerek ve yeter şart olarak öngörüyor.

Okumaya devam et

SINIR

31 Mart 2024 – 11

31 Mart yerel seçimlerinde sonuca etki eden hususlardan biri grileşmiş yetki, sorumluluk ve görev sınırları oldu. Grileşen alanda CHP’nin sesi yükseldi. AK Parti’nin sesinin duyulduğu alan daraldı.

Büyük Buluş
Sınır çizmek dünya tarihinin en büyük buluşları arasında. Mülkiyet kavramı sınırlar çeke çeke genişledi. Her sınır yeni ilişkiler tayin etti. Engeller ve hürriyetlere dayanak oldu. Normal ve a normal, helal ve haram, yasal ve yasal olmayan sınırlara göre belirlendi. Birbirine benzeyen, güven içinde birlikte yaşamak isteyen topluluklar özel sınırları da kuşatan genel sınırlar çizdiler. Köyler, beldeler, şehirler, ülkeler tarih sahnesine böyle çıktı.
Her bir sınır kümesi binlerce ilişkinin merkezi oldu. İlişkileri düzenlemek üzere aynı ortak sınırda yaşayan herkesin itaat edeceği düzenleyici otoriteler tesis edildi. Bu otoritelerin en büyüğü olarak “devlet” kuruldu. Toprak, millet, egemenlik, hukuk ve iktidar kavramları devletin sınırlarını belirledi. Bu sınırlar dünyanın farklı yerlerinde farklı insanlar tarafından sonsuz yorumlara konu oldu.

Okumaya devam et