MECBURİ SABAH YÜRÜYÜŞÜ YAPAN SAHİPLERİNİN SAHİPSİZ BIRAKTIĞI KÖPEK

“Üzür Dilerim Görmedim”
Yürüyorum. Parkurum bu cümleyle başlıyor.
Pendik sahile ilk beton dökülürken yazılmış, öyle görünüyor.
Ana dili Kürtçe olan sonradan Türkçe öğrenen dindar bir Kürt tarafından yazılmış olmalı.
Muhtemelen yeni dökülen betona yanlışlıkla bastığında; özür dileyecek birini aramış, bulamamış. “Bir gözetleyen vardır”, “bir gören olacaktır” “bir emeğe zarar verdim, özür dilemeliyim” diye yaptığı yanlışlığı kayıt altına almış.
Betonu dökenler kaygı dolu bu estetik duruşu silmemişler.
Sahilde şık bir not olarak kalmış.

Parkurumun öbür başında umutlar ve kırık hayallerle dolu zebellah gibi bir AVM var.
Daha önce bir beton firması vardı alanda.
Deniz tarafında kumcular, kum çıkarırlardı.
Kumcuların izleri halen duruyor bulundukları yerde.
Doğal bir bariyer oluşturuyor sahil yolunda.
Bakımsız, pejmürde, terkedilmiş.

Okumaya devam et

İTLAF

Köpekler, kedilerle dolu sokaklar.
Özellikle köpekler önemli bir sorun kaynağı olmaya başladı.
Saldırganlıkları gün geçtikçe artıyor.
Çeteleşerek örgütlü bir tehdit oluşturuyorlar.
Elbet bir sorun. Elbet çözülmeli.
İtlaf, uyutarak, kısırlaştırarak üç şıklı bir açmazla karşı karşıyayız.

Yıllar yıllar önce bu hayvanlar bahçelerimizin sakiniydi.
Köpek dediğin muhteşem bir alarm sistemiydi.
Çok sayıda tehdidi bertaraf ediyordu.
Avlanmaya köpeklerle gidiliyordu.
Ayak işlerine onlar bakıyorlardı.
Sadıktılar.
Kediler haşere ilacı gibiydiler.
Özellikle farelerle mücadeleyle görevlendirmiş birlikler gibi çalışıyorlardı.
İşe yarıyorlardı.
Sonra hayat formumuz değişti.
Bahçelerin, çitlerin dışına apartmanların içine girdik.
Medenileştik. İşimize yarayan hayvanları dışarıda bıraktık.
Can dostlarımız dediğimiz hayvanları evsizleştirerek, sokağın insafına terk ettik.
Bugün ortaya çıkan tehdidi biz ektik, biz büyüttük.

Okumaya devam et