Rasim Özdenören’den Altı Çizili Cümleler

Sesler, gizil bir orduyu yürüten düzenli bir trampet sesini andırmaya başladığında da, tren çoktan uzaklaşıp kaybolmuştu bile.

Birkaç fersiz ışık çukura kaçmış ölü gözü gibi parlıyordu.

Tren geçip gittikten sonra sessiz bir uğultu çökmüştü ortalığa.

Ve kentin sırtında bir dağ: küçük ya da büyük, kenti himayesine almışçasına güvenli bir heybetle durup beklemektedir.

Henüz gideceği yerin nerede olduğunu bilemeden yürüyordu.

Bu küçük kentte kendini yitireceği aklına gelmemişti.

Tren düzenli demir takırtılarıyla sürekli biçimde akıp gidiyordu.

Bir duvara, herhangi bir eşyaya bakar gibi bakıyordu.

Okumaya devam et

Mustafa Kutlu’dan Altı Çizili Cümleler

O kadar kalabalık ve kocamanlar ki kimse görmüyor onları.
Yaklaşıyor fukaranın ve onurun marşı.
Her çocuk ve anası paketi kucaklayınca bir havai fişek gibi patladı.
Sakat atları vururlar.

Okumaya devam et

Nuri Pakdil’den Altı Çizili Cümleler

Kalbimde, yaşarken ölen insanların bedenleri…
Yazı, ezen sınıfı ezmek için yazılır.
Duadan sonra Arş’a en yakın duran, boyun eğmeyen edebiyattır, İblis’e
Silah başına! demek de, “yazı masasına oturup yazı yaz!” demektir.
Yöneticinin gözüne koltuk tozu kaçınca, ulusunu tanıma olanağı yok.
Öyle demez mi Exupery, “İnsan olmak, sorumlu olmanın ta kendisidir.”

Okumaya devam et

HAYDİ İZMİR, DÖK DÜŞMANI DENİZE

“Öyle insanlardır ki taştan yapılmış bir kaleye kadife derler.” Tan Sağtürk

(Yazı Dizisi 1)
20 Mayıs 2020, Çarşamba.
27 Ramazan 1441.
Kadir Gecesi’nden bir gün sonra; Ramazan Bayramı’ndan üç gün önce.
İzmir’de tarihimize; İslam tarihine geçecek yeni nesil bir saldırıyla sarsıldık.

Bilgisayar korsanları; İzmir’de merkezi sisteme sızıp; Ezan-ı Muhammedi yerine Sosyalist Marşı’nı minarelerden yayınladılar.

Okumaya devam et

Başka Yol Yok

(Nisan 20, 2020 baytarisak.blogspot.com)

undefined

O kimseyi hükmünde ortak da etmez.” 
Kehf Suresi, 26. Ayet Mealinden)

Avusturalya’da büyük bir yangın oldu.Su kaynaklarımız tükendi ve develer çok su tüketiyor diyerek, develerin vurulmasına karar verdiler. Hz. Salih ve devesinden, kıssadaki kısıtlı sudan bahsedilince, burun büktüler.
Hz. Musa ve kendisine ilim verilen genç arkadaşının maceraları ve yetimin duvarını inşa etme bahsini, büsbütün hikaye bellediler.  Çöllerde, yollarda, denizlerde…
Suriye’de, Yemen’de, Akdeniz’de… açlıktan ya da boğularak ölen çocuklar umurlarında olmadı. 
Hiç bir şey eksiltmediler sofralarından; el atmadılar yetime, öksüze, kimsesize, mazluma…
Nefislerine tapıp kendilerini ilah ilan ettiler. 
Yaratan ve yaşatan bir Allah’a sözüm ona meydan okudular. Nemrud’un halkını ve kendisini alt eden sineği, insandan tanrı yontan ecdatlarının fantazyası sandılar.

Okumaya devam et

Yaralanmışım

(Aralık 13, 2014 baydaroglu.blog.com)

undefined

Hızır’ın peşine düştüm
Zamansız bir İstanbul akşamında
Ağaçlara, kuşlara, boğaza
Bir de Kız Kulesi’ne baktım
N’güzel, N’güzel
Zaman hızla aktı
Ye’cüc, Me’cüc üşüştü
Toprağa kök salan betonlar
Göğe uğradı
Ağaçlar, kuşlar, insanlar
Evvel zamanda vardı
Böyle ne bulursa yiyen canavarlar
N’kötü N’kötü
Ölümcül bir öfkeyle
Ya Hak dedim saldım okumu
Yerde buldum kendimi yaralanmışım