Üniversite Öğrencilerimiz Hakkında Bir Cümle

Üniversite öğrencilerinin haleti ruhiyesi,
nüfus eksilmesinden kaynaklanan beka tehdidinden çok daha büyük; batıcı, seküler, hedonist bir eğitim sisteminin çarkları arasından geçip üniversitelere yerleşen gençler maalesef burada da bir akademik öğrenim değil aynı dişlinin daha ince işleyen mekanizmasının arasında forma sokuluyorlar,
varlığına çocukları ne kadar çok öğüttüğüyle anlam katan öğretmenlerden hallice akademisyenler çocukları duyarsız,
robotik refleksleri olan canlılara dönüştürüyorlar,
üstünü batılılar olan,
kendilerinden neredeyse nefret eden,
içinde bulundukları coğrafyada yaşananları zalimlerin gözünden okuyan ve o coğrafyanın insanlarından nefret eden,

insani meselelere duyarsızlaştırılan üniversite öğrencileri politik bir araç olarak kullanılıyorlar ve bu kullanılmadan mutlu oluyorlar,
tabi ki bu çarkın içinden kendisini kurtarmış olanlar var ancak onların da içinde bulunduğu sosyeteye rengini,
aynı eğitim dişlisinin çıktısı olanlar veriyorlar,

Okumaya devam et

Gözetim Kapitalizminin Gösteri Toplumu

İnsan Neyle Yaşar
İnsan ne ile yaşar? Tolstoy’dan dört özel hikaye içeriyor. İnsana ne kadar toprak lazım? O hikayelerden biri. Eşi eski tüccar olan şehirli ablanın köyde yaşayan kanaatkar kız kardeşini şehre davetiyle başlıyor. Lüks, rahat, bol nimet söylemiyle abla kardeşini şehirde yaşamaya davet ediyor. Köylü kız kardeş ablasının sözlerine itibar etmez.

Kocasının kulakları ve kalbi ise ablanın söylediklerindedir. Pahom sihirli kelimelerin cazibesine kapılır. Daha fazla toprağı olsa şeytandan bile korkmayacağını söyleyen Pahom’a şeytan yeterli toprak vaad eder. Kahramanımızın dileği kademe kademe gerçekleşir. Daha fazlası için dur durak bilmez. Hırsı onu Başkırlara getirir. Başkırlılar hediyelerine karşılık hediye vermek istediklerini söylerler. Kabilenin reisi arazilerinin çok olduğunu, neresini isterse onun olabileceğini söyler. Miktarı fark etmeksizin “günü bir ruble”. Bir günde yürüyerek etrafını gezebileceği alanı ona vereceklerini söyler. Pahom işaretlediği yerden yola çıkar, reis ve kabile üyeleri o noktada beklerler. Yürüyerek çevreleyeceği alanı sürekli büyütmeye çalışan Pahom ölümüne yorulur. Buluşma noktasına varamayacak gibi olur. Varır. Çok yorulmuştur, başladığı noktaya tam ulaşacakken ölüverir. Parası da gider canı da.
O sırada Reis şöyle der gülerek: “ne hoş bir adam bir sürü toprağı oldu”.

Okumaya devam et

Rasim Özdenören’den Altı Çizili Cümleler

Sesler, gizil bir orduyu yürüten düzenli bir trampet sesini andırmaya başladığında da, tren çoktan uzaklaşıp kaybolmuştu bile.

Birkaç fersiz ışık çukura kaçmış ölü gözü gibi parlıyordu.

Tren geçip gittikten sonra sessiz bir uğultu çökmüştü ortalığa.

Ve kentin sırtında bir dağ: küçük ya da büyük, kenti himayesine almışçasına güvenli bir heybetle durup beklemektedir.

Henüz gideceği yerin nerede olduğunu bilemeden yürüyordu.

Bu küçük kentte kendini yitireceği aklına gelmemişti.

Tren düzenli demir takırtılarıyla sürekli biçimde akıp gidiyordu.

Bir duvara, herhangi bir eşyaya bakar gibi bakıyordu.

Okumaya devam et

TEST 1,2,3

Sinir uçları
Türkiye’nin gündemini bir anda değiştirecek, belirleyecek, yönlendirecek temalar var. Atatürk, Cumhuriyet, İslam, Cami, Laiklik, Kürtçe, Alevilik, Cemevi ve Osmanlı bunlar arasında en önemlileri. Her biri aynı zamanda toplumsal duyarlılıklar ve travmaların sinir uçları. Bu temalarda, bazen teammüden bazen kazara, fakat çokça teste tabi tutuluyoruz. Tatbikatlara maruz kalıyoruz.

Okumaya devam et