
- Mark Zuckerberg, 28 Ekim 2021’de; Facebook olan şirketinin adını; “Meta” olarak değiştirdi. Facebook, firmanın ürünlerinden biri olarak yaşamaya devam edecek. Instagram, Messenger ve WhatsApp gibi. Keşfe çıkıyor aslında, baba toprağını terketmiyor.



Bütün para birimlerini ABD Dolarına çevirdiğimizde dünyada dolaşan para miktarı yaklaşık 37 Trilyon Dolar. Finans piyasaları türev ürünleri, yatırım fonları, kripto paralar, bunların tamamını hesaba katarsanız, miktar 1,2 Katrilyon Dolar.
Dünyada 37 trilyon dolar karşılığında mal olabilir.
Lakin 1,2 Katrilyon Dolar karşılığında mal yok.
Erbakan Hoca; “üç kağıt ekonomisi” diyordu.
Bu ilizyon, daha güzel tarif edilemezdi.
Üç kağıt ekonomisi, 1,2 Katrilyon yalancı parayla, yalancı bir cennet kurdu.
Er geç bu cennet çökecekti. İnsanlık gerçekle yüzleşecekti.
Salgın, mukadder olanı geriye çekti.
Mal arzında azalma olduğunda 37 trilyon Dolar, 1,2 milyar doların içinde değil, 1,2 milyar dolar 37 trilyon doların içinde eriyip gedecek.
Henüz çöküşün başındayız. Ekonomik olarak üretimden başka sığınak yok.

Dünya küresel köy. Öyle dediler. Düzeni var, muhtarı var. Kimin bu düzen? Kim muhtar? Şüphesiz düzen batının, muhtar batılı. Dünyanın her köşesinde cari. Birike birike, ihtiyar heyetleriyle dünyaya hükümran oldular. Öyleler.
Batı batı dediğimiz neresi? Coğrafi olarak kıta Avrupası, Almanya, Fransa, Portekiz, İspanya, İsviçre… ABD, Kanada, Avusturalya… buralar işte. Bize göre coğrafi olarak batı olan her yerde, sadece batılılar yaşamıyor tabi ki. Gerçek batılılar, yani gerçek (!) insanlarla, onlara yardımcı olanlar yaşıyor. Yardımcıları bir tarafa bırakırsak, kendi aralarında da keskin bir kast sistemi olduğunu söyleyebiliriz. Yunan aklı, Hristiyan ahlakı, Roma hukuku ve beyaz ırkın net kesişim kümesinden bahsediyoruz. Bu kesişim kümesinin, enerjisini paradan aldığını unutmamak lazım. Dünyanın tamamını sömürerek biriktirdikleri paradan. Düzen onların, insan onlar. Bu kesişim kümesinin az biraz dışında kalan herkes, insan olmayı (!) ancak umut edebilecek varlıklar.
Okumaya devam et
Hipnoz, büyü, sihir, ilizyon… insanlığın çok eski bilgileri.
Bunların her birinin mecraları, aletleri, ritüelleri var. Durumu başkalaştıran telkin, tekrar eden gizemli söz ve rakamlar, metafizik varlıklarla iş birliği, el çabukluğu, bilinç altında bilinci bükme… yapılagelen işler. Tarih, hakkı olmayanı, bu bilgileri kullanarak ele geçirmek isteyenlerle dolu.
Okumaya devam et
Pazarı pazartesine bağlayan gece saat 00:30 dolaylarında, Twitter’da gördüm. Global Call diye bir çağrı, #HelpTurkey gündem başlığı eşliğinde inanılmaz bir hızla yayılıyordu. İlk gördüğümde 400 K dolaylarındaydı, biraz inceleyeyim derken 600 K falan oldu. Her halinden cin işi, şeytan işi olduğu belliydi. Türkiye’yi aciz, çaresiz, uluslararası yardım talebini bile kendisi yapamayacak, dış müdahaleye hazır bir ülke, bir devlet olarak konumluyorlardı. Türkiye’den ünlülerin hesapları da ateşe odun taşıma görevini ifa ediyordu. “Global Call denilen çağrıyı başlatanlarla yangınları başlatanların aynı kişiler olduğunu görürseniz, şaşırmayın.” Diye yazdım. @bizimiklim
Okumaya devam et
Biz çocukken yaşlı amcalar vardı. Bir çocukla karşılaşırız diye ceplerinde sürekli bir şeyler taşırlardı. Yemiş, şeker, sakız. Bir çocuk gördüklerinde gözlerinin içi gülerdi. Çocuğa, ne kadar özel olduğunu hissettirecek edalarla, ceplerindekini çıkarır çocuklara ikram ederlerdi. Çağ, her şey gibi o yaşlıları tüketti. Çocuklarımızı, başkalarından bir şey alma diye tembihliyoruz. Böylesi durumlarda ilk aklımıza gelen istismar oluyor.
Okumaya devam et
Çözüm Süreci esas olarak doğru, usul olarak yanlıştı. Kadim emelleri ve güncel çıkarları için Türkiye’yi kaosa mahkum etmek isteyenlerin kurduğu, beslediği, büyüttüğü bir terör örgütü, uzantısı olan bir parti üzerinden muhatap alındı. Sözümona Türkiye’deki her vatandaşın oyuna talip olan legal bir parti, terörist bir organizasyonun temsilcisi gibi masaya oturdu. Oysa masa yuvarlak ve tarafsız olmalıydı.
Okumaya devam etkafamda bir düdük
neye dikkat kesilsem
onu duyuyorum
biliyorum
aynı gökyüzüne
ne de yıldıza bakıyorum
kimseyle
Milyarlar on milyarlarca
yalnızım herkes gibi
İçtiğim su
gördüğüm kahverengi
onlar da biricik
biliyorum
kimsenin anlamasını beklemeden
haksız değil kimse
herkese göre farklıyım
herkes kadar
İsrafil’in sur’u da böyle
olacak herhal
eşsiz benzersiz
benim için