Merak ettim Münih Güvenlik Konferansı’na İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da davet edilmişti. Konuştuğu İngilizce’nin dışında Kati Piri ve Cem Özdemir gibi Türkiye muhalifleriyle verdiği pozlarla gündeme gelmişti. Katıldığı oturumu, ne konuşulduğunu ve başkanın ne konuştuğunu merak ettim.
“Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır, bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.” Aliya İzzetbegoviç
Münih Güvenlik Konferansı 18-20 Şubat 2022 tarihlerinde toplandı. Konferans; “Dalgayı Çevirmek; Çaresizliği Öğrenmemek” başlıklı bir rapor yayınladı. Hem bu rapor hem de yönetici özetini web sitelerinde yayınladılar. Şüphesiz rapor katılımcıların ortak görüşü değil organizasyonun görüşü. Okurken öyle okumak lazım. Aksi halde farklı fikirleri olanlara haksızlık yapılmış olur.
Haçlılar M.S. 1199, Kral Richard, katliamcı ve yağmacı haçlı artıklarıyla Akka’dan dönüyor. İki asker kavga eder. Kral duruma şahit olur. Bir diyalog başlar. Kral: Cesur ve dürüst asker… Duymak istemeyeceğim bir şeyi söyleyecek kadar cesur musun? Kutsal seferimizle ilgili görüşün nedir? Tanrı, verdiğim kurbandan memnun olacak mı? Asker: Hayır, olmayacak. Kral: Neden böyle söyledin? Asker: Akka’daki katliamdan dolayı efendim. Kral: Konuş! Asker: 2500 Müslümanı; erkekleri, kadınları, çocukları sürü olarak önümüze kattık. O sırada ayaklarımın altında, elini bağlamış genç bir kadın, bana baktı. Gözlerinde korku yoktu. Öfke yoktu. Sadece acıma vardı. Emir verdiğinizde kılıçlarımızın başlarına ineceğini biliyordu. Orada Allahsızlık yaptık. Hepimiz, Allahsızdık.
Açtım baktım Münih Güvenlik Konferansı, alakasızlığın alakasıyla; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın İngilizce konuşma kabiliyeti münasebetiyle Türkiye’de gündem oldu. Neye hizmet ediyorlar, ne yapıyorlar merak ettim. Web sitesini açtım, baktım.
Eşitsizlik Raporu Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle, Dünya Eşitsizlik Raporu 2022’yi yayınladı. Raporun Yönetici özetini inceledim. Ekonomi, cinsiyet, iklim değişikliği vs. genel başlıkları altında eşitsizliği değerlendiriyor. Gelir dağılımı eşitsizliği can yakıcı ve insanlığa en yakın tehdit olduğu için bir iki alıntı ve değerlendirme yapmak istedim.
Kor ateş. Hayat ateşi. Cemre önce havaya ardından suya son olarak toprağa düşer. Yeniden diriliş başlar, yeni umutlar. Can, renk renk sükun eder yattığı yerden. Yeryüzü şenlenir.
Hayli uzağındayız Sanatın ne, sanatçının kim olduğu kadim bir tartışma. Kavram mı belirleyicidir estetik mi? Tasarım mı öncedir duygu mu? Özgünlük mü önce gelir sözcülük mü? Sanat, çok sayıda su götürür tartışmanın konusudur. Hali hazırda sanat olarak adlandırılan, yaşanılanı bir formla çizmek, seslendirmek, yazmak kanaatimce daha çok zanaata yakın. İnsanlığa yeni dünyalar açan sanat ve sanatçının ise hayli uzağındayız.
Pozitifim Başımı bedenime sonradan yapıştırılmış bir yük gibi hissedince test yaptırdım. Tedbirlere azami riayet ederek önce işyerine gittim. Duramayınca eve döndüm. Bir odada kendimi izole ettim. Perşembeydi. Testi 11:00 sularında yaptırmıştım. Arka odada yarı uyanık uzanmıştım. Öğleden sonra telefonda tir tir titremeye başlayınca, anladım, pozitifim.
Cengiz Çakmak misafirimizdi. Hasbihal ettik. Arada birkaç not aldım. Başta kendim herkesle paylaşıyorum. Cümleler bire bir hocanın cümleleri değil. Anladığım kadarını kendi cümlelerimle yazıyorum.
İlgi alanına fokuslanmak Bir iletişim duayeni, kendisine danışanlara blog yazmayı tavsiye ediyor. Blog yazmanın kendini ve serüvenini inşaa ederken önemli olduğunu söylüyor. Kasıt çok okunmak, çok takip edilmek değil. İlgi alanına derinlemesine fokuslanmak, kendini yeniden inşa etme yolculuğunda hem kaynak hem rehber oluşturmak. Geçtiğimiz aylarda bu tavsiyesine denk gelince, yıllar önce başladığım blog serüvenim yeniden canlandırdım.