Satılık Meta, Satılık Yâr!

(Kasım 13, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Sosyalleşelim derken satılık meta olduk.
Aklıma Veysel’den aşağıdaki Türkü geldi.
Bir kez daha okumakta, bir kez daha düşünmekte fayda var….

Okumaya devam et →

Çıkarımız Ne?

(Kasım 14, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

İş Bankası’nın “Atatürk”lü reklam filmi herkesin dilinde. Kim ağzını açsa: salya sümük ağladığını söylüyor. Haluk Bilginer gerçekten güzel oynamış. Oyunculuğunun karşılığını da almış. 300.000 dolar. Acaba İş Bankası bu işten ne kadar kazanmıştır? Atatürk bir anlamda Türkiye demek. Türkiye’nin bu ticari işten ne çıkarı olacak? İnsan merak ediyor.

Caponlar 1

(Kasım 29, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Bir haftalık Japonya seyahatinde çok şey görme, hissetme, yaşama şansı yakaladık.
1. Japonlarda “J” harfi kullanılmıyor. Kendilerini “Nippon” (Nihon) olarak tanımlıyorlar.
2. İmparatora bağlılıkları ve saygıları devam ediyor.
3. Büyük Japon şirketleri, imparatorluğun görev verdiği hanlar tarafından kurulmuş.
4. Japon yansanayii hanların bendelerine kurdurdukları şirketlerden oluşuyor.

Hak Ne Oldu?

(Kasım, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined
Bu da doğru “Kadın şakırtısının cennete çevirmeyeceği cehennem yok.” Hakkı teslim etmek lazım. Bu da doğru. :))

Okumaya devam et →

Temel’in Eczanesi

(Kasım 7, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Temel’in babası vefat eder…
Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar:
Nasil oldu?
Cevap: 30. kattan aşağıya düşti…

Okumaya devam et →

Sert Darbeler Üniversitesi

(Ekim 4, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Anlatan arkadaşta anımsamadı.
Amerika’da bir üniversitede konferans veren bir adam.
Kendisi üniversite mezunu değil.
Katılımcılardan biri sorar; “Hangi üniversiteden mezunsunuz?”
Cevap verir: “SDÜ”.
Cevap üzerine soru da derinleşir: “Açılımı nedir?”.
Cevap: “Sert Darbeler Üniversitesi”.
Yanisi; eğitim şart ve fakat okul o kadar da değil :))

Güzellik İsteyelim

(Ekim 5, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined


Ramazan geldi hoş geldi. Ve gidiyor. Geldiğinde bir ay daha gençtik şimdi bir ay daha yaşlı (olmak üzereyiz). Bizleri farklı bir iklimin kollarına bıraktığı için minnettarız. Yaşadığımız değişikliğin, gelecek için yenilikler ve güzellikler getirmesi hepimizin temennisi. Tabi bunu istemek durumundayız. İstersek olur mu? En azından olma ihtimali daha güçlenir. Hem ‘vermek istemeseydi, istemek vermezdi’ O halde; isteyelim! 

Okumaya devam et →

Ürkek Sevimli Tavşan

(Ekim 6, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Ürkek sevimli tavşan Türkiye’nin en batısı. Güneş batıyor. Sıcak kumlar tatlı bir ılıklığa bürünüyor. Eve dönme vakti. Tozlu yollarda salına salına yol alıyoruz. Tatlı bir karanlık çökerken tırmanıyoruz ve ürkek bir çift göz görüyoruz. Ne yapacağını şaşırmış. Macerasının sonlanmasından korkuyor. Duruyoruz. Birden kendine geliyor ve hızla ağaçların arasında kayboluyor.

Okumaya devam et →

Dünyanın Ortası

(Ekim 7, 2007, baydaroglu.blog.com) 

undefined

Roma’lılar dünya kentlerinin merkeze uzaklığını yeraltı sarnıcının yanı başındaki bir taşa göre ölçerlermiş. Çocuklara söylemiştik bir süre önce. Bu akşam ufak olanı şöyle diyordu: ‘İşte dünyanın ortası’ Sultanahmet vakit iftar. Cıvıl cıvıl at meydanı. Hatta faytonlar sayesinde at kokuları da var. 🙂 Sultanahmet hınca hınç dolu. Yanı başındaki ma’bedin gözü yollarda. İnsan ma’bed kavramını sorguluyor ister istemez…

Lanet Olsun!

(Ekim 9, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Chirchil’e atfedilen bir söz var; “Türkiye 45 kiloluk bir adamdır. 50 kiloya çıkarsa 45′e düşürülmesi, 40 kiloya düşerse yine 45′e çıkarılması gerekir.” Bir süredir yaşadığımız gelişmeyi aşağılara çekmek için terör kullanılıyor. Kuklalar oynatılıyor. Dağlar kahpeliklere ev sahipliği yapıyor. Sözüm ona dostların silahları ölüm oluyor. Henüz baharında fidanlar yere düşüyor. Havada kan kokusu var. Soysuzlar ölüm kusuyor. Bir yerden 12, bir yerden 15, bir yerlerden 3-5… canlar düşüyor, canlara ateş düşüyor.

Okumaya devam et →