Mahcup Bir Arkadaş

Aralık 15, 2014

undefined

İki parmağının arasına bisküvi sıkıştırmış yiyor. Bir eli dizinin üstünde. seyretmemden rahatsız. Mimik ve jestleri sıkıntıyı aşikar kılıyor. Asker olmuş işte. Daha bir kaç yıl önce; korkak, kendinden menkul hiç bir kıymeti olmayan bir arkadaştı. Bir tesisin müdürü oldu. Ardından da asker olmuş. Son bir yıldır belki de ilk kez görüştük. Bulunduğu mekan değişince bağımsız olmuş ve gelmiş aklına gelmek. Hoşgelmiş… Hayatın devam eden kısmında mahcubiyeti devam etmez inşallah.

Günah Çıkartıyor

(Mayıs 11, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Zekeriya beyaz hoca rahip olmalıydı. İyi günah çıkarıyor. Günah çıkarırken başka bir beklentisi de var mı insan merak ediyor? Hani nolmaz nolmaz bir günah ta ben işlerim diye. Kaldığı otelde meraktan pay TV’leri karıştırdığını, aman Allah’ım ne çirkin şeyler, dediğini hatırlayınca insan başka bir şey düşünemiyor. Aslında içi gidiyor, bir de kaldırsa hoca pekala katılacak muhabbete… Belki o zaman işlenen günahları kategorik bir ayrıma da tabi tutabilir. Mesela; şu hareket böyle, bu şöyle, aslında burdan olursa pek de bir zararı yok, o kadar tatlı ki bittikten sonra bir tövbe kafi vb. Belki ileride kendinden bu gibi derecelendirmeler de duyacağız. Ne demişler; “salatalık hırsızı kışın ortaya çıkar”. Mevsim bir bitsin hocada kaynak bol gibi…

İşsizlik

(Mayıs 8, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Türkiye’de işsizlik var mı? Var. Neden? İnsanlar kendilerini yetiştirmeyi iş edinmemişler de ondan. Yetişmiş, nitelikli, ne yaptığını ve ne yapacağını bilen insan eksikliği var. Bir çok işletme, iş verdiği adamların işlerini de eski personellerine yaptırıyor. MAKSİMUM İKİ SAAT sabah erken kalkmak ne güzel. Gün uzayıveriyor. Biraz daha erken başlasak 2 katına çıkar mı diye merak içindeyim. Sahi kendine iş-kolik diyenler günde kaç saat iş yapıyorlar? Maksimum 2 saat. İş-kolikseniz ve dilerseniz bir hesaplayıverin?

Bir Sürü Soyad

(Nisan 30, 2007, baydaroglu.blog.com)

undefined

Mumcu; soyadı muhtemelen mum’a bulaşık olmaktan geliyor. Eriyik bir madde olarak ortalıkta dolaşıyor. Allah’tan herhangi bir şekilde bulaşmadığımdan tiksinmeme gerek yok.

Ağar; babası ya da dedesi: Ağarma, beyazlama, temizlenme fiillerinden türetmiş olsa gerek soyadını. Derin devlet olarak nam salmış. Çok derinde kaldığından kendini tanımlamaya fırsat bulamamış. Allah’tan Cumhurbaşkanlığı krizi oldu da biz onu tanımlama fırsatı bulduk. Emir vereni olmadığında bir işe yaramaz olduğunu gösteriverdi. Liderliği bir anda paçavraya döndü.

Okumaya devam et

Vs… Vs… Vs…

(Kasım 2, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined

Hastasın demişler. Ailesi endişelenmiş. Doktora götürmüşler. Çare olmamakla birlikte ameliyat demiş… Ettirmişler. Doktor ümitlenmeyin demiş… Yakında ölür. Birine aşık olmuş. Nasıl olsa ölecek, hem kadın hem de olaki çocukları olur açıkta kalırlar diye müsaade etmemişler…

Okumaya devam et

Düşünebilen Hayvan

(Ekim 9, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Batı insanı düşünebilen hayvan olarak tanımlıyor. Zaman zaman çıkardığı yasalarla da düşünmesine sınır koyuyor. “Ermeni soykırımı olmamıştır” diyen birini cezalandırarak düşünceyi ifade etmeyi cezalandırıyor.

Okumaya devam et

Yarım Kalmış Hikayeler

(Ekim 9, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Ramazanın ilk günlerinde hastaneye götürdüğümüz üst komşunun babası artık acı çekmeyecek. Öldü. Babam, annemin babası, anne annem, dayım, teyzemin oğlu, ablamın kocası, en yakın arkadaşım… Onlar da öldü. Tüm ölenler gibi ardlarından yarım kalmış hikayeler bıraktılar. Yaşamın bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu bir kez daha hatırlatarak gittiler… Rahmet yanlarında olsun…

Hayat Tükenişi Kuruyor

(Ekim 30, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined

Uykusuz geceler başka uykusuz geceleri besliyor…

Hareket hareketi, durgunluk durgunluğu inşaa ediyor….

Günler, durgunluklar, hareketler, uykular ve uyanıklıklar sürekli tükeniyor…

Hayat tükenişi kuruyor, tükeniş yeni hayatları…

Dusseldorf

(Eylül, 21, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined
Gece 03. 1 saat sonra uçacağız. Yanlış yola giriyorum. Bunca boşlukta uçağı kaçırma ihtimaline gülüyorum. Neyse ki çok kaybolmadan yolu bulup alana ulaşıyoruz. Önce check-in. Sonra yurtdışına çıkış haracı. Aslında ihracatçı birliklerine kayıt olanlar ödemiyor. Buna karşılık ben üye olan ve ortağı olduğum şirketin mekanizmasını çalıştırmıyorum. Paşa paşa ödüyorum çıkış parasını. Aslında ben ödemiyorum. Arkadaş ödüyor. Ne farkediyorsa…

Bıyıklandım

(Ağustos, 27, 2006, baydaroglu.blog.com)

undefined

Urfa’yla ilgili yapacağım çalışma için şehirle ilgili bir çok kitap almıştım yanıma. Birine başlayabildim. Zaten başladığımla kaldım. Diğerlerini götürdüğüm kadar bakir geri getirdim. Kısmen okuduğum kitapta Urfa’nın tarihi, hangi medeniyetlerin yaşadığı, hangilerinin sırra kadem bastığına dair bir paragraf vardı. Kaybolan medeniyetlerden ismini hatırlamadığım biri hakkında şöyle bir ifade geçiyordu “Helenleşmek istiyorlardı ve bunu başardılar!” Avrupalılaşma maceramız geldi gözümün önüne.

Okumaya devam et