Gürültünün Altından Duygusal İşler Çıkacak

Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisi, kendisi açısından tam bir fiyaskoyla sonuçlandı.

Nagehan Alçı’nın geziye katılması üzerinden başlayan polemik, kimin kimi dövdüğü belli olmayan bir mahalle kavgasını ateşledi.

Bahse konu gezide basın mensuplarıyla verilen fotoğrafta bir teknik direktör edasıyla kendinden emin ve gevşek duran Murat Ongun tam anlamıyla çuvalladı.

Bir Twitter kullanıcısı, durumu özetleyen şöyle bir tweet attı: “Devirdiğiniz çamları düzeltmekten bıktık. Sırf Atatürk’ün partisi diye koltuğa eşşek otursa oy veren benim gibi milyonlar var. Adam olun peşinizi toplamaktan yorulduk.”

Okumaya devam et

Kur’an Vaktidir

Ramazan Kameri ay.
Müslüman ayı. Mübarek ay.
Kur’an’ın ayı. Orucun ayı.
İmkanı olanların, olmayanlarla paylaştığı ay.
Zekat, fitre, fidye, sadaka ile bir dayanışma iklimi.

Ramazan, iftar ve sahur etrafında gelişen kültür nedeniyle biraz akşamdır.
Akşam ezanları, iftar davetleri, terahvihler …
Mahyalar, gece eğlenceleri, davulcular, Hacivat – Karagöz… türlü aktiviteyle gündüze döner gece.
Nargile kafelere, okey salonlarına, arkadaşlarla gece sohbetlerine can gelir.
Müslüman yurdunda Kur’ansız ve Oruçsuz bir Ramazan da vardır.

Yemeden içmeden kesilenler güçten de düşer.
Hareket azalır, hayat yavaşlar.
Yeryüzünde kurum kurum kurumlananlar; zayıflıkları karşısında dehşete kapılırlar.
Bir dilim ekmek, bir yudum su olmadığında hiçliği ayyuka çıkar insanın.
Bir gündüz yeter açlıktan ölüm kokmaya.
Bazıları, gördüğü öz zayıflığı karşısında dehşet içredir.
Ramazan öfkelerini bu zayıflık alevlendirir.

Ramazan Allah’ın kelamını Cebrail’le mukabele etme vaktidir.
Kur’an vaktidir.

GELMEKTE OLAN GELDİ

Salgın Rapraplarıydı
Salgın, aynı zamanda, dünyanın uzun süredir hamile olduğu kıtlığın rapraplarıydı.
Vahşi emisyon üretimi ve iklim değişikliği tarlasıydı.
Batı emperyalizminin dünyayı mahkum ettiği politiklarla beslendi.
Afganistan, Suriye, Irak, Libya, Meksika vs. dünyanın pek çok bölgesi üretimden düşürülerek büyütüldü.
Teknoloji ilizyonu ve bağımlılığı ile bir süre gizlendi.
Rusya – Batı çatışmasıyla saklanamayacak hale geldi.
Halen gizlenen ve gittikçe şiddetlenen Batı – Çin çatışmasıyla, tepegöze, deve, canavara dönüşecek.

Okumaya devam et

İbrahim Tenekeci’den Altı Çizili Cümleler

Said Yavuz’un da dediği gibi: Yüzler vardır, ruhun susamasını dindirir.
İnsan, taştan pek, gülden naziktir.
Ödül alan, ödün verir.
Doksanlı yıllarda, üç edebiyatçı bir araya gelince, dergi çıkarırlardı. Şimdi ajans kuruyorlar.
Okumaya devam et

Gogol’dan Altı Çizili Cümleler

Yaşayan, dünyamızı gören, insanlarla karşılaşan her insan, başka hiç kimsenin fark etmediği bir şeyleri fark etmiş, başkalarının bilmediği bir şeyleri bilmiş olabilir.

Okumaya devam et

Masal Cümleleri

Eflatun Cem Güney’in naklettiği Anadolu Masallarında her biri bir kitap çapında güçlü cümleler var. İşte bazıları:

Bir kökten ermiş iki dal; biri dut, biri armut.

Suyun ağır akanı, insanın yere bakanı derler; karda gezer izlerini belli etmezler.

Çoğu babalar baca tütünü; ana güder kuzuyu.

Okumaya devam et

Borges’ten Altı Çizili Cümleler

“Yüzüm tutmuyor ya, söyliyeyim burada: tango, 1880’lerde Buenos-Aires’in ortasındaki genelevlerde doğmuş bir danstır; görüyorsunuz çok eski değil bu. İlk tangoların sözleri, cinsel istek uyandıncı çok ‘aşırı’ içerikliydi.

Okumaya devam et

Nazım Hikmet’ten Altı Çizili Cümleler

Sen daha o kadar gençsin ki hatıraları olmayan ve hatıralara değerlerini vermesini öğrenmemiş olansın.

Ben artık hatıraları olan ve hatıralara değer verecek kadar ihtiyarlamışım.

Okumaya devam et

Rasim Özdenören’den Altı Çizili Cümleler

Sesler, gizil bir orduyu yürüten düzenli bir trampet sesini andırmaya başladığında da, tren çoktan uzaklaşıp kaybolmuştu bile.

Birkaç fersiz ışık çukura kaçmış ölü gözü gibi parlıyordu.

Tren geçip gittikten sonra sessiz bir uğultu çökmüştü ortalığa.

Ve kentin sırtında bir dağ: küçük ya da büyük, kenti himayesine almışçasına güvenli bir heybetle durup beklemektedir.

Henüz gideceği yerin nerede olduğunu bilemeden yürüyordu.

Bu küçük kentte kendini yitireceği aklına gelmemişti.

Tren düzenli demir takırtılarıyla sürekli biçimde akıp gidiyordu.

Bir duvara, herhangi bir eşyaya bakar gibi bakıyordu.

Okumaya devam et

Nuri PAKDİL’den Altı Çizili Cümleler 2

Kentliler, büyük bir doğallıkla, bu yapının önünden, her gün geçip giderler.
Yeryüzünde herkes olduğu yerde donup kalacaktır.
Bir mitralyözden çıkan kurşunları andırır bakışları.
Coşku içinde seviştikleri görülür başakların.
İnsanı yalnızlaştıran sürgün türküleri yakılır yeryüzünde.
Yeryüzünün yorgunluğu geçiyor hepimize.
Mavilik, daha hızlı koşar atlardan.

Okumaya devam et