Doğduktan sonra insan diğer insanlarla tamamlıyor eksikliğini.
Sonra sadece kendinin değil bütün insanlığın eksiklerini tamamlama ütopyasına kapılıyor.

Gençlik hülyası.
Zaman eksikleri artırarak hükmünü icra ediyor.
Doğduktan sonra insan diğer insanlarla tamamlıyor eksikliğini.
Sonra sadece kendinin değil bütün insanlığın eksiklerini tamamlama ütopyasına kapılıyor.

Gençlik hülyası.
Zaman eksikleri artırarak hükmünü icra ediyor.
Tıkır tıkır yorum kasma eğilimi yüksek.
Okunmayan, izlenmeyen, dinlenmeyen konuların sosyal medyadaki küçücük yansıları yorum yağmuruna tutuluyor.
Bir bilme sanrısına tutulmuş insanlar, her şeyi bilmediklerinden habersiz.

Gerçeklik ve hakikat arayışı bir yana cehaleti daha da karanlıklaştıran ön yargı infazları yapılıyor, yargısız infazlara rahmet okutan.
Pervasızlık; bi haberlik, gamsızlık; “ben buradayım” bağırıyor.
Kendini başkasından öğrenmek bir facia.
Düşünsenize, kendinizi bilmiyorsunuz, sizi bir başkası size anlatıyor, ne korkunç!
Daha büyük facia, sizi size anlatanın anlattığı gibi olduğunuza inanmak, bu inançla yeni bir kimlik geliştirmeye çalışmak.

Tanzimattan bu yana bize bizi anlatıyorlar, biz onların anlattıkları biz olmaya çalışıyoruz.
Kanunlar, kitaplar, tezler anti tezler, hayatımıza yön veren ne varsa, neredeyse hiçbiri bizim değil.
Hiç bir şeyin öznesi olamayacak kadar değerine dolayısıyla kendine güven duymamak sömürgeciliğe maruz kalmanın sonucudur.

Eğlencenin, matemin, coşku ve hüznün hangi elbiseleri giyerek arzı endam ettiğine dikkat kesilmek gerekir. Özne kimse elbise onundur.
Elbise giyenin değilse cansız mankenle arasında çok bir fark yoktur.
Her müzik bir ruh ikliminin ritmidir, sesidir.
Hepsini dinlemek, hatta icra etmek mümkünse güzeldir.
Kendini ifade etmek bundan başka bir bahistir.

Kendinizi anlatmak için hangi iklimin müziğine başvuruyorsanız o iklimin sesi olursunuz.
Müzik değişince yalnızca dans değişmez; mana, ülkü, iklim… çok şey değişir.
Hatibin anlatacağı gerçek bir meselesi olmayınca sözler anlamını yitirmiş seslere dönüşüyor.
Taciz ediyor dinleyeni; kulak tırmalıyor, uyutuyor, huzursuz ediyor.
Mesele ve bu meseleye bağlı anlam kaygısı olmayan hatibi dinlememek dinlemekten her zaman evla.

Egzoz, lastik, madeni yağ…
Parfüm, deodorant, losyon….
Modernizmin şehri kimyasal, sentetik kokuyor.
Şehrin insanları esrik, kokuşma cennet arası git-gel yapıyorlar.

Biz sömürge olmadık ama biz zihinsel anlamda sömürgeyiz !
Haritayı sen yapamıyorsan büyük iddialarda da bulunmayacaksın.
Kendine ayıracak, düşünecek vaktin olsun.